Katılımcı Yorumları

Katılımcı Yorumları

Gestalt Kişisel Gelişim Programına İlişkin Yorumlar

Gestalt Programı katılımcısı olmak

Gestalt Programının katılımcı üzerindeki etkileri 

Ateş Ataseven, 2017

 Evrim Cabbaroğlu, 2017

Özlem Arda, 2017

​………….........................................................​​

Kendimi duymak için girdim bir yola,

Şekil, zemin derken düştüm, kaldım arada.

Korkmamayı öğrendim düşmekten ve boşluktan,

Meraktayım sadece ne gelecek ardından.

Öğrendim ki asıl cesaret bu imiş,

Durmak, kalmakmış bilinmezde,

Güvenmekmiş sadece olana, olmayana.

Güzelmiş duymak bedenimi,

Fısıldarmış oysa ki bana, beni.

Sözüm var, "sadakatim kendime",

Yokum bundan sonra sonuca hükmetmeye.

Yolum var hala, yürüyorum kutuplara,

Niyet ettim onları fark etmeye, kapsamaya.

"Ben" olacak artık her fikrimin öznesi,

Başladı filizlenmeye çabalarımın meyvesi.

 

Perin Kurtoğlu, Mayıs 2019

​………….........................................................​​

    "Dün bir arkadaşım sordu bana, Gestalt ne desem 1 cümle ile anlatsana dedi. Durdum düşündüm baya zorlandım. Gestalt'ı 1 cümle ile nasıl anlatabilirim ki: 2 yıllık buluşmaları, o aylık buluşmalardaki paylaşımları, çalışmaları, kendimle buluşup ayrışmalarımı, gerçek ihtiyaçlarımı kendime, bedenime, sorabilmeyi, bana bedenimin açık açık söylediklerini ve onlarla ne yapacağımı bilemediğim anları, hiç hayatımda karşılaşmam, konuşmam dediğim insanlara kucak açabilişimi, hiç yapmam nasıl olur dediğim şekillerle, önyargı, değer yargıları ile yüzleşmeyi, Nita'nın, artık o havuza girdik yüzeceğiz beraber, dediğinden beri her anın daha da farkında olabilme çabamı, cesurca yüzebilmeyi veya koşar adım kaçarken kendimi yakalamayı, uzaktan sadece gözlemleyebilmeyi, yaşadığımın zeminimi genişlettiğini düşünerek daha sakince kabulde olmamı, iki kutuplu şu hayatta bir kutba nasıl takılıp kaldığımı zorlasa da görebilmemi ama öbür kutba gitmemin yolunun da yine benden geçtiğini, öğrendiğim yeni şeylerde, çalışmalarda, buluştuğum insanlarda, var olduğum çemberlerde Gestalt'ı aramamı, bulmamı, görüp fark edebilmemi ve ona daha bir keyifle, heyecanla sarılmamı...
    Kısaca olmasa da 1 cümle oldu bir anda :) ama yetti mi sanmam, tam doygun bir temas oldu mu? Bir temas oldu ama doygun olması bence bir ömürlük öyle bir cümlelik değil. Zaten Gestalt da o havuzda yüzmeye devam etmek gibi her anlık, her günlük, her temaslık yani bir ömür hayatımda varoluşumun her boyutunda benimle olacak sanırım..
    O arkadaşımın sorusu üstüne saniyeler içinde bunlar aklımdan geçse de bütün bunlardan ayrışıp, sadece Nita'nın o en sevdiğim benzetmesi piyano örneği ile buluştum :) ayrı ama bir olup, nasıl BİR bütün oluşumuzu, zemin ve şekilleri, o hiç gitmediğim dokunmadığım tuşlarla nasıl temas ettiğimi anlattım. Kimbilir belki bu cevabım da yeni bir döngü için ilk adım olmuştur, tıpkı o sorunun beni aylardır niyet ettiğim ama bir türlü yapamadığım bu satırlarla temasıma vesile olduğu gibi 🙏
    Teşekkürler Gestalt, Nita, kendim ve bütün kıymetli tuşlarım... iyi ki varız..."

 

Nazlı Toğanas, 2018

………….........................................................

Gestalt ve Hanna hocayla ilgili yorumlarımı yazmak için kaç kere masa başına oturdum kalktım bilmiyorum, ne yazsam içime sinmedi. Belki de bitirmeye karşı direncim olduğundandır, devamının olacağını bilmeme rağmen. En sonunda içimden geçenleri anda kalarak ve geldiği şekliyle kabul ederek paylaşmaya karar verdim, şöyle ki;
Gestalt benim için psikolojinin ruhu oldu, Hanna hoca da rehberi. Hanna hocayla psikoloji bölümünün 3.yılında karşılaştım, o güne kadar pek çok değerli hocadan farklı ve önemli dersler aldık fakat yine de ciddi bir eksiklik hissediyordum. Bir metaforla anlatmam gerekirse psikolojiye dair her şey benim için o güne kadar çok güzel fakat yapay bir çiçek gibiydi, ancak Hanna hocanın ilk dersiyle birlikte o çiçek capcanlı ve çok daha ilgi çekici oluverdi. Artık bir kokusu vardı. 
Bu nedenle de bölümden sonra hiç vakit kaybetmeden Hanna hocanın programına başvurdum, iyi ki de öyle yaptım. Bu programda (hayatımız boyunca karşılaşma ihtimalimizin düşük olduğu) farklı kişilik ve yaşantılardan çok kıymetli insanlarla zaman içinde muhteşem bir harmoni yakaladık. Herkesin birbirini kendi zemin ve şeklinde olduğu gibi kabul ettiği, piyanosunun tuşlarını zorlayarak temas etmeye çabaladığı ve aslında böylece kendiyle de temas edebildiği. Hemen her programda kendimizle deneysel çalışmalar yaptığımız, bulunması zor fırsatlarla dolu bir ortam oldu. Ve bu fırsatlar pek çoğumuza beraberinde değişimi de getirdi. Böyle bir program hazırladığı için Hanna hocaya ve de bu süreçte bana kendimle temas için uygun ortamı sağlayan arkadaşlarıma ve tabi ki yine Hanna hocaya çok teşekkür ediyorum :) Devamını sabırsızlıkla bekliyorum :) 

Emine Rumeysa Kangal, 2018

………….........................................................

 


Geldik bir araya ihtiyaçla
Empati yok diye duyduk şaşkınlıkla!
Sosyal yazılımlara girdik
Temas ettik: buluştuk, ayrıştık
Anlamak diye başladık
Lakin anlamak ve anlaşılmak yokmuş
Ta ki kendimizi anlayana, bilene kadar……
 
Sevgilerle; her şey için teşekkürler.
 
Nilüfer Değirmenci, 2018

​………….........................................................​​

 

Gestaltça

Hayatta kendimize sorduğumuz zor sorular vardır; ‘Ben kimim?’, ‘Nasıl biriyim?’, ‘Bu hayatta ne beni niye mutlu eder?’, ‘Hayatımın anlamı nedir?’ gibi.

Gestalt süreciyle, kendime dair bu soruların yanıtlarını yalnız kendi içime bakarak değil temasta bulunduğum insanların içinde de bulabildiğimin bilincine vardım. Hayatta hiçbir karşılaşmanın tesadüf olmadığını, yolumuzun kesiştiği herkes ve her yaşantımız sayesinde gelişebildiğimizi, iç görü kazanabildiğimizi, farkındalığımızın arttığını öğrendim. Her deneyimimizin mutlaka yaşam döngüsünde bir yere sahip olduğunu; hatta bazen aynı yere takılıp kaldığımızın habercisi olduğunu; her defasında buluşma amacıyla yola çıkarak yanıldığımı, aslında ayrışma ihtiyacımın da olduğunu; yadsıdığım kutuplarımı kapsamanın aslında kendimi ve diğerlerini kabulümü kolaylaştırdığını; diğer insanlarda görmezden geldiğim, zaman zaman öfke duyduğum kutbumun aslında kendimi tanımaya dair önemli ipuçlarından biri olduğunu, belki de kullanmadığım piyano tuşlarımdan biri olduğunu ve zeminimi zenginleştirme potansiyelini farkına vardım. Bir yandan da sosyal yazılım ve doğal yazılım ayrımına vararak hayatımda önemli yer tutan kavramları yeniden gözden geçirme fırsatım oldu. Örneğin; artık ‘mükemmeliyetçilik’ ısrarımın yerine ‘sahiciliği’ ve ‘hatalarımı kabul etme ve sahiplenmeyi’ önemsemeye ve yaşamaya karar verdim. 

Bu iki yıl süresince; fiziksel, duygusal, zihinsel ve tinsel boyutlarda var olmaya karşı gösterdiğim direnci fark ederek aslında hayatta olmanın tadına yeterince varmadan yaşadığımı; yüzleşemediklerimi; ertelediklerimi; artık sonunda acı çekmek de olsa risk almaya ihtiyaç duyduğumu; değişime çok ihtiyacım olduğunu sürekli söyleyip dursam da kimi zaman değişimden ne kadar korktuğumu; güvenli alanımı terk etmeyi göze almadan değişimin mümkün olmadığını; karar almadan, tercih yapmadan serzenişler ötesine geçemeyeceğimi; içimdeki çocuğun korkularını; ve fakat artık tüm bu korkularla bir çocuk gibi değil de yetişkin halimle yüzleşme cesaretini kendimde bulabileceğimi keşfettim..

Hocamın liderliğinde bu otantik sürecin bir parçası olduğum ve tüm grup üyelerini tanıdığım için kendimi gerçekten çok şanslı hissediyorum. Grupta çok fazla temas kurmadığımı düşündüğüm arkadaşlarımın bile zamanla bana olan katkılarını fark etmek sanırım bu sürecin mucizevi taraflarından biriydi. En mucize olan tarafı ise şüphesiz ki; hepimizin keşif yolculuğuna bilgece eşlik ettiği sırada, Hocamın candan ilgisini ve içtenliğini hissetmek oldu. 

Bana göre grubumuzu farklı kılan en önemli özelliklerinden biri; ne olursa olsun her türlü duygumun ve düşüncemin saygıyla ve anlayışla karşılanacağını bilmem yani gruba karşı hissettiğim güven oldu. Bu konuda başta Hocam olmak üzere tüm grup üyelerinin katkıları yadsınamaz. Grubumuza karşı hissettiğim güven sayesinde hem kendimle hem de yakınlarımla olan ilişkilerimin temelleri de kuvvetlendi. 

Yalnızca bu saydıklarım değil tabii, son iki yılıma dönüp baktığımda; hayatımda istediğim yöndeki değişimlere belki yavaş ama eskisine göre daha kararlı adımlarla yol aldığımı söyleyebilirim ki bu durumda başta Hocam olmak üzere tüm grup üyelerinin çok kıymetli katkıları olduğuna gönülden inanıyorum.
 
Yolumuz daha uzun. Kim bilir hayatta daha zeminimizi genişletecek kimlerle karşılaşacağız, hangi yaşantıları deneyimleyeceğiz. Acısıyla tatlısıyla bu iki yılda paylaştığımız tüm anılar gibi gelecekte yaşayacaklarımızın da sahici ve eşsiz olmasını diliyorum. Bu yolculuğuma eşlik ve şahitlik eden değerli Hocam ve tüm grubum iyi ki varsınız!!!

Ece Gökmenoğlu, 2018

………….........................................................

 


Gestalt bir süreç. Ve bu süreç içerisinde yaşanılan değişim ve dönüşüm, sinsice hayatınıza nüfuz ediyor. Bu doyurucu deneyim; size, yaşanılan “an” ların birden çok açı barındırdığını ve hepsinin bütünde, bir eksiği tamamladığını görme imkanını sunuyor. Ben bu deneyimi puzzle yapmaya benzetiyorum. Parçalar bir kutunun içerisinde kopuk ve dağınıkken, hiçbir anlam barındırmazlar. Fakat parçalar birleşmeye başladıkça, ortaya başka bir şey çıkmaya başlar. Ve o süreç -yani parçaların birleştirilmeye başlanması- adeta ilk domino taşına vurmak gibidir. En sonunda ortaya çıkan tablo ise; yeni ve bütündür. Başta, kutuda dağınık halde duran parçalardan, çok başka bir şey çıkmıştır ortaya. Ve o bütün, hepsinden fazladır. Gestalt bir bütün olma halidir. Kutuplarınızın farkına varıp yeni temaslar oluşturduğunuz ve zemininizi genişlettiğiniz bir yolculuk. Ben bu yolculuğun zaman zaman yorucu, zorlayıcı fakat bir o kadar da keyif veren, tatmin sağlayan ve doyurucu bir süreç olduğunu düşünüyorum. Buna en büyük katkıyı sağlayan başta hocama ve hepsinden çok şey öğrendiğim topluluğumuza çok teşekkür ederim.

 

Batuhan Bilen, 2018

​………….........................................................​​

 


Sevgili Dostlar,
Bu bir kadının hikayesi, gizli bir derdi olan. Ama o denli gizliymiş ki bu dert kadın bile ne olduğunu unutmuş. Hatta o kadar unutmuş, o kadar unutmuş ki ne derdinin farkındaymış ne de diğer hislerinin… 
Bir gün bir adam konuşmaya başlamış. Kadın o sırada oradan geçerken kulak misafiri olmuş. Adam etrafında toplanan insanlara bir hikaye anlatıyormuş. Adam konuştukça kadının içinde bir şeyler kıpırdanmaya başlamış. Kadın “herhalde duygu denen şey bu olmalı, benim hayatımda ne kadar az varmış bundan” diye düşünmüş. O günden sonra ne zaman adamı birilerine hikaye anlatırken duysa, uzaktan dinlemeye ve bir yandan da şaşkınlıkla içinde kendinde olan biteni izlemeye başlamış.
En sonunda bilge bir dostuna sormuş: “Hikaye anlatan bir adam var. O ne zaman konuşsa benim içimde sanki bir şeylere dokunuyor ve hiç tanımadığım hisler yaşıyorum.”
Dostu demiş ki “O hisler geldiğinde konuştur onları. Bakalım ne diyecekler sana…”
Kadın başlamış hikaye anlatan adamı uzaktan gördüğünde hisleri çağırıp konuşturmaya. Önce o hisler kadını dokuz buçuk yaşında yaralı bir kız çocuğuna götürmüş ve onunla ilk karşılaştığında kadın alt üst olmuş. Onun orada kendi içinde olduğunun hiç farkında değilmiş. Meğer o da dinlermiş hikayeleri ve o hisler aracılığı ile kadına kendini göstermeye çalışırmış. Sonra çocuk kadını bir kuyunun başına götürmüş. Bu kapkaranlık, dipsiz bir kuyuymuş. Etrafı gri taşlarla örülmüş, ıssızlığın ortasında, kimsenin gelip geçmediği bir yerde dururmuş. Çocuk kadına anlatmaya başlamış: “Biliyorsun bu kuyunun açıldığı günü, nasıl kazıldığını, nasıl içine oyulduğunu… O gün bugün, sen hiç bu kuyuya gelmedin. Beni burada yalnız başıma bıraktın, hiç sesimi duymadın” demiş. Ama kadın kuyuyu uzaktan bile gördüğünde o kadar huzursuz olmuş ki çocuğun yanında daha fazla duramamış ve bilge dostunun yanına koşmuş, ona olanları anlatmış.
Bilge dostu demiş ki “o çocuğa sahip çıkman lazım ama önce kuyunun açıldığı güne gideceksin ve o kuyudan çektiğin bir kova su ile annenin mezarındaki kurumuş gül ağacını sulayacaksın. Ancak o zaman çocuğun yanında durabilirsin.”
Kadın bilge dostuna “sen de gel, beraber gidelim mezara” demiş. Önce birlikte kuyudan bir kova su çekmişler ve sonra bilge dostu ile annesinin mezarındaki gül ağacını sulamaya başlamışlar. Birden sihirli bir şey olmuş ve gül ağacından pembe güller fışkırmaya başlamış. Meğer kuyunun suyu kadının bilmeden içine akan gözyaşlarıymış ve pembe güller sevgi gülleriymiş. Bir anda hiçbir şey hissetmeyen kadın içinde sevginin sıcaklığını hissetmeye başlamış. O zaman kuyunun başında bekleyen küçük kızın yalnızlığı kadını korkutmamış. Ona sevgi ile sarılabilmiş ve küçük kızın kendisine hayatta hiç hissetmediği kadar büyük bir sevgi verdiğini farketmiş. Küçük kız kadına “yıllardır bu içimdeki sevgiyi akıtabileceğim birini bekliyordum, özlüyordum, artık buldum, seni seviyorum” demiş. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. 

Pelin Buruk, 2018

​………….........................................................​​​

 

Gestalt

Geçmişi arkamda bırakıp ben önüme baktım,
An’dayım, An’layım, buradasın değil mi!

Ruhumda yarattığım farkındalığa, etten-kemikten olduğumu da hatırlattım,
işin içine artık bedenimi de kattım, şimdideyim ve buradayım

Olay mahallinde tanışmışız meğer, şefkatle öptüm onu 
birlikte diğerlerinin mahallilerine de keşfe çıktık dosdoğru.  

Mahalli sahiplerinin derdi ben değilmişim oysaki 
görmeye başladım artık onların da çocuk hallerini

Ayakta uyumak neymiş kanadığımda anladım, 
yargılarımı uyanarak bıraktım

Bugünü keyifli kılan hikayelerime bakıyorum
kalmamış bitmemiş meselem, olanları da iğne oyasıyla işliyorum taaa derinden

Cancağızım bırak sen şu kişiyi anlat bana hikayeni, 
yavaşla ki dinleyebilesin artık küçük Nesli’yi.

Nesli dedi ki; İhtiyacın ne? Temas et ki sızlanmayasın, 
sınırı aşma sonra ikameyi tatmin etmeyesin.

Neydi duygun, kavuştunuz mu sonunda?
Ne olursa olsun keser döner çarkına
Hikayen bitmiş sanma

Suçlama kimseyi her olay gelişim için bir fırsattır, 
alanı görmüyorsan bunun sebebi zekandadır. 

Yaş dediğin rakamlardan ibaret, 
huzur istiyorsan kendine dön nihayet

Bırak artık kurbanı oynamayı
Sen bilinçlisin incitme yazıktır ananı

Hayatla barışmak kendinden başlayarakmış oysaki,
Hoyratça incittiğin kalplerden özrünü diledin mi

Rüyalarında neden bu tuvalet taşıyor deme,
B..ta bile vardır keramet görmeyi bilene

Gestalt’ta sanatımı konuşturmam lazım diyorsan hala, ağzına biber sürerim
Lazıma istiyorum dersen seni kabul ederim

Doğadır gerçeğin ta kendisi
Bakmayı bilene eli açıktır iste yeter ki

Ananı da al git düş kadının yakasından
Seçim senindir tekrar edeyim anlatamadıysam

Farkındalık sancılıdır ama huzur ufukta ona bağlıdır
Buna bozulduysan bu seninle ilgilidir aha bu da başka bir fırsattır

Kaygan zemindeysen yeter ki şeklin bozulmasın
Zemini bilmeden yargılama sonra yalnız kalırsın
Korkma çocukla yüzleşmekten, yeter artık kazık kadarsın

Ne sinsi bir şeymiş bu Geştalt konuştukça kendini ele veriyor
Çaktırmadan içime zerk ediyor. 

Fenomenoloji dedin beynimin devreleri yandı
Bunu anlaması tam iki senemi aldı.

Ve ben değişiyorum inceden inceden..

Nesli Atalay, 2018

………….........................................................

 

Büyüdüm...
 
Büyüdüm...
Dokunduğum şeylerin bazen parladığını bazen de solduğunu öğrendim.
Büyüdüm...
İnsanların yüzüne değil de derinine baktığımda; acısının, mutluluğunun, her ne yaşadıysa tortusunun etkilerini hissetmeyi öğrendim.
Büyüdüm...
Hangi eli tutacağımı, yanlış da olsa tuttuğum elin faydasına neler yapabildiğimi öğrendim.
Büyüdüm...
Varlığımın başka bir varlığa nasıl adanabildiğini öğrendim.
Büyüdüm...
Hayatta hiçbir şeyin tek yönlü ve kendi başına anlamlı olmadığını, verdiğimiz anlamların kendimizden doğduğunu öğrendim.
 
Büyüdüm...
Öğrenmenin ve sevmenin sonu olmadığını öğrendim.
En çok da büyümenin, varlığını biçimlendirmenin ve kapsamanın da HİÇ olana kadar devam edeceğini öğrendim.
  
Şahit oldum
 
Günlerden bir gün içimde bir çocuk buldum
Korkmuş, bir köşeye çekilmişti
Gel kollarıma dedim
Sen de kimsin
Ben kendi kollarımla sarındım bak dedi
 
Günlerden bir gün içimde bir çocuk buldum
Çırpınıyordu 
Ne oluyor dedim, beni duymadı
 
Günlerden bir gün içimdeki o çocuğa üzülen bir kız çocuğu gördüm
Çırpınışları da köşeye çekilmeleri de birbirlerine eşlik ediyordu
Ne duruyorsunuz, sarılsanıza dedim
 
Hülya Haymana, 2018

………….........................................................

 

Gestalt metodu hakkında daha önce kısıtlı bilgi sahibi olmama rağmen
çok sevdiğim bir arkadaşım vesilesiyle bu program hakkında bilgim oldu.

Gestalt sisteminde, beni en çok şaşırtan şey çevremde beni rahatsız eden
unsurların aslında bende olmasıydı.

Belki de kendimde kabul edemediğim, ya da bastırdığım bu davranışların bende de olduğunu fark etmek beni duvara çarpmışa çevirdi.

Ailemde, arkadaşlarımda bu unsurlarla karşılaşıp sıkıntı yaşadığım, ya da tepki verdiğim zaman, önce kendime bakmaya çalışıyorum.
Kendimde göremediğim, görmemeyi seçtiğim yanlarım nelerdir?
Bu yanlarımı görmeye, bulmaya, anlamaya ve kabul etmeye çalışıyorum.
Vücudumun neresinde sıkıntı olduğunu bulmak, fiziksel olarak da betimlemek, yorumlamak ve sıkıntımın kaynağını da bulmak kendimi daha iyi çözmeme yardımcı oluyor ve daha çok da olacağına inanıyorum. 

Tüm grup arkadaşlarımın konuşmalarında da kendi problem yaşadığım konuları çok sık gördüm. Hepimizin ortak sıkıntılarının olmasının da bunların cinsiyet, din, dil, ırk farkı gözetmeden insanlığa ait olduğunu ve bunlarsız da bir hayat olmasının mümkün olmadığını bana tekrar hatırlattı.

Gestalt, mükemmeliyetçiliğimden dolayı bilsem de yapamadığımda kendimi suçladığım eksikliklerimin olmasını, yapmak isteyip de yapamadıklarımın olmasının da normal olmasını kabul etmeme de yardımcı oluyor.

Çalışmalarda, yapmakta çok zorlandığım, hayatı fazla zorlamadan akışına bırakmam gerektiğini de daha çok fark ettim. Zorlansam da elimden geleni yapmaya çalışacağım.

Burada olma şansına eriştiğim, tüm grup arkadaşlarımla ve Nita ile tanışma, iletişim kurma şansına eriştiğim için çok mutluyum.

Nil Karaibrahimgil’in yazdığı gibi:

İnsanın kendine yolculuğu bir ömür. 
Kendisiyle tanışması bitmiyor.
İçimizdeki kablolar çek çek gelmiyor.
Kimi çocukluğa, kimi ana babaya, kimi yaralara…
Piri Reis gibi, haritamızı çıkarıp girinti çıkıntılarımızı bilsek daha güzel limanlara gitmez miydik?

 

Sezin Sisa, 2018

​………….........................................................​​

 

2 yıl önce Nita’ya ilk başvurduğumda, artık hayatımda yeni bir sayfa açmaya karar vermiştim. İş yaşamı beni çok rahatsız etmeye başlamıştı. Bedenimden gelen sinyalleri algılamakta bugün olduğum kadar iyi değildim ama yine de içimden bir ses bana “artık bir şey yapman lazım bu durumu sevmiyorum” diyordu. 
Katılacağım bu programın bana ne fayda sağlayacağını dahi çok iyi bilmiyordum ama yine o içimdeki ses bana “dene” diyordu. 
Nita’yla yaptığımız görüşmeyi çok iyi hatırlıyorum, demiştim ki, hayatımın başka bir aşamasına geliyorum, bundan önce birçok zorluğu yaşadım, atlattım, şimdi fırtınadan çıkıp durulmuş bir deniz gibiyim. Ama bundan sonra nereye doğru dalgalanacağımı bilmiyorum, bu 2 yıllık yolculukta geleceğime dair bir yol bulacağımı umuyorum. Geçmişimi hallettim, geleceğime yönelmek istiyorum... 
Çok büyük konuşmuşum... O gün bunları söylerken geleceğime ilerleyebilmek için geçmişimle bu kadar çok uğraşmam gerekeceğini, orada döngüsünü tamamlamamış bu kadar çok hayat olayı biriktirdiğimi ve aslında üzerimde ne kadar çok yük taşımakta olduğumu bilmiyordum. 
Bu iki yılda her şeyden önce kendimle ilgili çok şey öğrendim. Hem kendime hem yakın çevreme verdiğim yanlış mesajları, kurduğum yanlış ilişkileri, doğru sandığım yanlışları yanlış sandığım doğruları hep bu yolculukta fark ettim. 
Burada 3-4 Cumartesi geçirdikten sonra hayat bir daha aynı olmayacak şekilde değişmeye başladı ve ben geçmişimdeki istisnasız herkesle hayali olarak yeniden bir yaşam döngüsü kurdum kendi kendime. Bu döngülerin bir kısmı çok derin bir karşılıklı sevgi alışverişi ile sonlandı, bir kısmı da onarılması çok güç hasarlar vererek. Tüm bunların sonucunda kendimi tüm yanlarımla kabul etmeyi ve sevmeyi öğrendim. Dışarıya verdiğim tepkilerin asıl nedenlerini anlayabildim, davranışlarımın altında yatan dürtülerimi anladım, hayatımın bundan sonrasında bedenimin sinyallerini daha doğru algılayabilme ve buna göre hareket edebilme becerisini kazandım, anda kalmayı, bedenime kulak vermeyi ve kendimi önceliklendirmeyi ve ödüllendirmeyi öğrendim.  Hala öğrenecek çok şey var ama doğru yolda olunca yolun uzunluğu o kadar dokunmuyor insana. Bu yolculukta yanımda olan, tam düşecekken elimden tutan, her zaman bana desteğini hissettiğim ve bundan sonra da rehberim olacak olan Nita’ya candan teşekkür ederim. 

Ayşe Eratlı, 2018

………….........................................................​​

Boşluk boşaldı
Yük hafifledi
Yorgunum biraz
Ve susadım.
Derin bir nefes alıyorum.
Herşey şimdi ve burada
yeniden şekilleniyor.
Şimdi anlıyorum Orhan Veli’nin “Herşey birdenbire oldu” şiirini ve onu seneler önce defterime neden yazdığımı
Doğum birdenbire
Ölüm birdenbire
Çiçeğin açması
Yüzmeyi öğrenmek
Hepsi birdenbire...
Hepsinde sancı var ve sonrası sonsuz mutluluk.
Şimdi ayrışma zamanı
Bir parçam gibiydi ama benim değildi
Dünyaya gelen her insana verilen hediye
Bitmemiş mesele..
Hediyeni açarsın 
Boşluğunu doldurursun
Sonra tekrar varlığa geri vermen gerekir
Ayrılabilirsen
Verebilirsen
Esas hediyenle buluşursun
Özündeki tohum harekete geçer
Şimdi boşluğu çiçeğini büyüterek doldurmaya başla
Başlangıçta çok kırılgan 
Gittikçe güçlenecek
Özen ve sevgiyle
Senin de varlığa hediyen bu çiçek olacak
....

Hayat öğretmenlerimden biri olduğunuz için çok teşekkür ederim.

Nevra Sözer, 2017

​………….........................................................​​

Gestalt ve özellikle "boş sandalye" benim icin kendim ile tanışma yöntemi oldu. 

Çok kısa zamanda hayatim ile ilgili farkındalık kazanmamı sağladı. 

Bir düşünün karşınızda Hanna, kendine güveni muntazam bir kadın var ve bir sandalyede oturmuş, "bu gün kim benimle çalışmak ister" diyor. Çalışmak isteyeni davet ediyor ve buyrun anlatın diyor. Kişi daha konuyu anlatmadan bedeninde yaşadıklarıyla ilgili sorular soruyor ve kişi daha önce hiç fark etmediklerini fark etmeye başlıyor.

Bu teknikte, sandalyeye önce sorununuz olan kişiyi sonra da kendinizi oturtuyorsunuz ve onun yerine geçerek olaylara onun gözünden bakıyorsunuz. Yani öyle kolay değil, sandalye sıcak. Ve cevaplar karşınızda, herşeyi o anda farkediyorsunuz. Yani aynada kendinizi izliyorsunuz.

 

Süreç içinde nereden nereye gelindiğinin görüldüğü ve hayranlıkla izlediğim sisteme teşekkür ediyorum.

Fatma Nur Bilgin, 2017​

​………….........................................................​​

Git dediler geldim Gestalt’a 

En iyisidir dediler bu işte Nita 

Söz hep döndü geldi bana 

Temas etmeliymişim ben kendi kutbumla 

Amaç özümseme idi biz varamadık daha farkındalığa 

Laf söylesem de hep bedensel boyuta 

Tonla şey öğrendim ben bu grupta 

 

Arif Hakan Çetin, 2017

………….........................................................

 

Nita, Geştalt yöntemlerini uygularken aklın sınırlarını ortadan kaldırıyor. “İstersen şu lambayı tarif et, oradan gidelim” diyor bitmemiş meselene. Kek tarifinden bile karşısındakini çözebilecek olması geçtiğimiz yüzyıllarda kendisinin “cadılıkla” suçlanmasına neden olabilirdi (hele o sesi geri getirme ayini), o yüzden iyi ki bu yüzyılda doğmuş ve yaşamlarımız da birbiri ile kesişmiş. Hepinizle kesiştiği gibi. Esasa dön. Geştaltin en zorlayıcı ama en sevdiğim kısmı; esasa dön. Yani yolun daha başı.  Ezcümle sözümü unutmadan yerine getireyim. Aşağıdadır yazım. 

Bazı kelimelerin dikeni vardır. Geçmişle beslenmiş zehirle dolu uçları. Kendini gerçekleştirememiş’liğin soğuk gölgesinde ayakları altına serilmiş cennetin ağırlığıdır o geçmiş. Kökü kökündür. Ondan bu acıya tevekkülün. Her müstehzi tonda kan damlar var oluşundan. O kelime, o ağızdan çıktığı anda zehrini saplar. Ak süt tiksintiyle bakar, kendi yarasıyla deşer. "Saflaştırılmış” ve “idealize” edilmiş o ağızdan çıkan her söz toplumun akdine zorlar karşısındakini. Ah o saf ağız öyle kutsaldır ki... Sorgusuz sualsiz kabullenmekten başka çaren var mı o dikenli kelimeleri. Süpürge edilen her saç teli, kesilememiş o göbek bağı boğazına düğümlenir. Heba edilmiş gençliğinin katilisindir. Vicdan azabı, suçluluk duygusu ile yoğrulmuş marazi bir ilişkidir aranızdaki. Severken nefret edersin. “Hainlik”le suçlanıp idama sürüklenmemek adına bastırdığın öfke nefrete dönüşür. İntikam için can yakmaya kalkar da, her seferinde kendi etinden bir parça koparırsın. Kendini sağaltmak adına yurt arar, kucak ararsın da “ayrışamadığın” ve içine kadar işleyip “benliğine” karışmış celladın çıkar karşına. O cellat kendini yok etmemek için seni yok eder. Ve bir gün dehşet içinde farkedersin ki, sen de ona dönüşmüşsün. Ne kadar kabul etmesen de sevilmediğin anlarda sarsılır varoluşun, her başarısızlık anında sevgisizliktir kaynağı. O seni sevmediğindendir, seni nasıl sevemez ki! Ve sonra keder içinde tüm bu yolculukta yalnız olduğunu, geçmişteki o gölgeleri çoğaltıp çoğaltıp önüne düşürenin sen olduğunu anlarsın. Suçlamanın yersizliğini, kendinden başka hiçbir şeyi değiştirmeye “hakkının” olmadığını. Sosyal yazılımla kirlenmiş zihninin bulanıklığı ve karmaşasını biraz olsun terk eyleyip bedenini dinlersin en çok. Ondan daha dürüstü var mı ki sana seni anlatacak? Ayrışamaktır ihtiyacın. Yaralarını, ağrılarını, sızılarını dost eylersin. Tüm o şekil sadece sana ihtiyacını kusar. Hepsini şekile şemale büründürür de koklar, dokunur, tadar, dinler ve özlemle temas kurarsın. Dillendirerek konuşursun onlarla. Bastırmadan, yok saymadan söz hakkı verirsin hepsine. Beden coşar. Coşan esasındır. Yıllarca zihninde dönen binlerce düşünceyi susturur, bedene dönersin. Duygularına kulak kabartırtırsın. Her konuşmanda o karanlık bataklıktan başını uzatır kutbun. Her konuşmanda gömüp de üstünü tonlarca toprakla örttüğün meselen küstahca boy gösterir. Her konuşmanda bedenin o suç mahalinin üstüne ışık tutar. Bedeninde yaşadığın tezahürüdür meselenin. O kuytuda ürkek bir çocuk bekler. Yaşam döngüsünün bir yerlerinde takılı kalmış eli ayağı yılların küfüne bulanmış, toz toprak olmuş bakışları. Ürkek kocaman gözlerle “sevgiyi çalıp kaçmak isteyen” bir çocuk. Sevgiyi bulamadığın her anda iplerini çekiştiren, sevgisiz kalacağını anladığın anda şalteri indiren ürkek bir çocuk. Suç mahalini, o çocuğu bilmen, zihinsel olarak bilmen sadece ve sadece omuzlarındaki yükü ağırlaştırmış bunca zaman. O çocuğa verilmemiş sevgiyi diğerlerine vermek için parçalamışsın kendini kendini. Ve işte o an “sen” değil artık “ben” olur. Yıllarca yüzümde birikmiş, kalbimde özlemle katmerlenmiş, sözlerimle kendimden uzaklaştırmaya çalıştığım ama çehremdeki her çizgimde konaklamış “meselem”. Hayatım o dokunmalar kadar noksan kalmış. Karşıma bir iskemle alır ve tozlanmış o çocuğu oturturum. Garip bir ketlenme yaşarım. Bir yandan da bu tıkanma halinin enterasan bir hazzı var, sarsılmanın paha biçilmez mahçup bir hüneri gibi. Sabah serinliğinin bir dokunuşu vardır ya dirileştiren, incecik bir serinlik. Toptaş’ın romanlarından fışkıran tül hayali misali. Hayal aleminden devşirdiğim tüm o duyguların sessiz çığlıkları ile inleyen bulanık varoluşum, bir ceylanın bakışlarına akan masumiyetimin çıplak heybetliği. Yüzümde uçuşan ormanın kokusu, çınlayan nefes. Derime işleyen nem. Bakışlarıma düşen çiğ. Bakışlarıma tırmanan o masum çocuğun düşü. Ve gözlerime yağan yağmur. Düşün tam ortasına elimi uzatıp, renkli bocukları işlerim. Sarıp sarmalarım o ürkek bakışları. Hiçbir şeyi değiştiremem, hiçbir şeyi kontrol edemem, yapabileceğim tek şey o çocuğu karşıma alıp sarılıp, sarmalayıp tekrar içime gömmek, ona şifa vermek, kendime şifa olmak. Ve sevmek. Onun beklediği, istediği sevgiyi vermek. Zamandan bağını koparmış bu ihtiyacı gidermek. İşte o zaman aynadaki yansımam görünür olur. 

 

Emel Arseven, 2017

………….........................................................

MERAKLI BALIĞIN HİKAYESİ


Bir varmış bir yokmuş… Masmavi serin bir denizin en alt yerlerinde meraklı mı meraklı bir balık yaşarmış. Bu balığın kırmızı yeşil pulları, upuzun bir kuyruğu ve parlak mı parlak gözleri varmış. Her sabah uyanır, arkadaşlarının yanına gider ve binbir türlü maceralara atılırmış. Korkusuz, cesur balığın korktuğu tek bir şey varmış. Ne kayaların içine bakmak, ne başka balık sürülerine dalmak, ne de devamlı hareket eden yosunlar korkuturmuş onu. Bir tek, çok yukarılardan gelen parlak bir ışık olurmuş zaman zaman. O parlak ışık bir yol açarmış önünde upuzun. İçinden bir ses “hadi takip et o yolu” dedikçe, balık korkarmış o sesi dinlerim diye. Şimdiye kadar birkaç kez görmüş ışığı. Ama artık hep görmeye başlamış ve hiç aklından çıkmıyormuş. Kayaların derinliği, yosunların hareketi, sürülerin coşkusu artık eskisi kadar heyecanlandırmıyormuş onu. Sonra bir gün dayanamamış ve bilge balığın yanına gitmiş. Olan biteni olduğu gibi anlatmış ona. O ışıktan nasıl geçmek istediğini ama arkadaşlarının ona anlattıkları korkunç hikayeleri… Hatta ışığın içinde canavar olduğunu düşündüğünü de itiraf etmiş dehşetle… Bilge balık sessizce gülümsemiş; “söyle meraklı balık, kalbin oraya gitmek istiyor mu?” diye sormuş. Meraklı balık, “evet” diye yanıtlamış “ama nasıl yapılacağını bilmiyorum”. “Sadece bırak kendini, o yol kendisini açar zaten” demiş bilge. Ertesi sabah, o parlak yol ortaya çıkınca meraklı balık aynen bilge balığın dediklerini aklına getirmiş. Korkarak, heyecanla karışık bir sevinçle açmış yüzgeçlerini iki yana ve bırakmış kendini gözleri kapalı. Girdap gibi çekmeye başlamış ışık onu. Çok hızlı çıkıyormuş yukarı. Tatlı bir serinlik varmış ve bu onu çok mutlu ediyormuş. Bu yol hiç bitmesin istiyormuş. Meraklı balığın başında bu yol boyunca bir çok macera geçmiş. En sonunda artık en yukarı çıktığını fark ettiğinde gözlerini parlak ışığa rağmen açmış. Önce biraz alışmaya çalışmış görmeye. Sonra çok bildiği, tanıdığı kayaları, balık sürülerini aramış. Ama daha başkaymış sanki burası. Hep o bildiği şeylerden varmış ama farklıymış. Sonra tüm o yolculuğu düşünmüş ve vardığı yeri… Kalbi huzurla atarak önünden geçen bir sürüye katılmış.

Nilay Göncü Arslan, 2017

………….........................................................

GESTALT DEMEK

 

Gestalt demek, zihinsel izolasyonu sağlayabilmek, fiziksel teması bilmek demek. 

Kendi içimde temas ettiğim tarafla etmediğim tarafı konuşturmak demek. 

Ayrışıyor muyum, buluşuyor muyumu düşünmek, bitmemiş meseleye temas demek.

Hangi duyguyu yaşıyorsan o duyguna temas etmek demek.

Yani Gestalt, tüm yaşamımıza TEMAS demek.

Gestalt demek, eski yaraların yeni tezahürlerini fark edebilmek demek.

İşte bu noktada benim için öğrenme fırsatı ne diye sorabilmek demek. 

Buna rağmen süreçte kalmaya, yolda kalmaya niyet etmek demek. 

Karşılaştığın her olguda kefeyi tartmak, dengelemeyi bilmek demek.

Kısacası algıladığım her şeyin beni suç mahaline götürme olasılığı demek.

Gestalt demek, kutbun sadece bir ucunda konumlanmamak demek.

Her ne yapıyorsan birin ve bütünün hayrına yap demek.

Gestalt demek soğanın cücüğünü bulmak ve onu kapsamak demek.

Cücüklere ulaşmak ve onları kapsayabilmek benim için büyümek demek

Ve benim için Gestalt, büyümek ve kendimle bütünleşmek demek.

Hülya Gündüz Yetik, 2017

………….........................................................

Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde kilo sorunlarıyla uğraşan bir Suzan varmış. Bundan iki yıl önce Gestalt eğitimlerini duymuş bir kaç arkadaşından. İlgisini çekmiş. Zaten insan psikolojisine hep merakı varmış. "Ne güzel... Hem öğrenirim hem de kilo olayını çözerim." demiş. Nita önce mülakata çağırmış onu ve sormuş neden katılmak istiyorsun diye. "Kendimi daha da yakından tanımak istiyorum" demiş...İlk gün gül seçtirmiş Nita. Ayakta gezdirerek tanışmalarını, etkileşim kurmalarını sağlamış. Daha önce hiç görmediği, isimlerini bile bilmediği kişilerin gözlerinin ta içine bakmış. Nereden bilsin koca iki yıl onlarla neleri paylaşacak? Daha önce kendilerine bile anlatmadıkları, fark etmedikleri, kendileriyle ilgili ne kadar hikaye dinleyecek; beraber göz yaşlarını silecekler... Böyle başlamış macera her ay bir cumartesi günü kendisine verdiği en güzel hediyeymiş Suzan’ın. Her eğitim çıkışında kendisini çok iyi hissederek bazen öğrenmiş anlamış anlamlandırmış bazen de "Oooo daha çok yolun başındasın Suzan!" dermiş kendi kendine. Ama hep iyi hissetmiş hep çok iyi gelmiş ona. Kendisiyle temas ettikçe ayrışma ve buluşmalarını fark ettikçe hele hele peşini bırakmayan bitmemiş meselesini ensesinde hissettikçe aslında öğrenmenin de devam ettiğinin farkındaymış. Peki ya temas etmekten çekindiği kutuplarına ne demeli? Fark edebilmek, pardon, idrak edebilmek için çılgınca isteğine her mutsuzlukta yaşam döngüsünün içindesin. Öfke ve mutsuzluk olmadan, mutluluk olmuyor. Gece ile gündüz gibi bu yaşamın ta kendisi demeyi, onu bu şekilde kabul etmenin keyfini yaşamış… Sonra Suzan’ın küçükken kafasının minnacık, kalbinin ise kocaman olduğunda olayların onu nasıl etkilediğini, büyüdüğünde kocaman kafası olmasına rağmen birden küçük Suzan olabildiğini görmüş. Nasıl insanlara küstüğünü, kabuğuna çekildiğini, bazen kendini ifade edemediğini ve nasıl mağdur psikolojisine girdiğini fark etmiş. İçindeki küçük Suzan'ı sevmeyi, ona şefkat göstermeyi öğrenmiş. Artık yalnız değilsin, yanında ben varım, seni korurum demeyi öğrenmiş… Her türlü öfkenin, derin üzüntü ve mutsuzluğun çılgınca kızgınlıkların aslında kocaman birer fırsat olduğunu öğrenmiş. Onları tanımladığında, vücudundaki iz düşümlerini takip ettiğinde soğanın cücüğüne biraz daha yaklaştığını fark etmiş.

O nedenle de etrafındakilere ve olaylara takılmamayı öğrenmiş. Onların sadece bir şekil olduğunu asıl meselenin kendi yolculuğu olduğunu fark etmiş. Bir boş sandalyenin nasıl paha biçilmez keşiflere neden olduğunu, rüyaların ve fantazilerin insanı nasıl bitmemiş meselelerine götürdüğüne şahit olmuş, inanamamış. İnsanoğlunun hem basit hem de bu kadar karmaşık olmasına inanamıyormuş bir çok kez. Doğal yazılımımızın sosyal yazılımımızla nasıl değiştiğini gördükçe şaşırıyormuş. Güvenli alanın aynılılık, güvensiz alanın farklılık olduğunu, bize iyi geleceğini bilsek bile farklı alana geçemediğimizi görmüş. Tinsel diye bir kavramın olduğunu, tarifinin zor olduğunu ancak anladığında nasıl hoş geldiğini öğrenmiş. Bu kadar uğraşıp "suç mahali"nin hep anne veya babaya çıktığını, onları bu kadar sevip, kızarak nasıl duygu seli yaşandığını görmüş. Bu acılardan kaçmak veya çözemedikçe insanoğlunun nasıl ikame tatminler geliştirdiğini fark etmiş. Tevekkülün, acıda kalabilmenin bitmemiş mesele için nasıl bir ilaç olduğunu öğrenmiş. Bunların her birini öğrendikçe, fark ettikçe sevinmiş.

Geldiği her gün, her saat, her dakika kendini ve insanları daha iyi anladığını fark etmiş. Bu onun ruhuna, kalbine, beynine çok ama çok iyi gelmiş. Kendi kendine hep "İyi ki geldim! İyi ki..." demiş. Güzel bir manzaraya bakmak gibi en sevdiğiniz müziği dinlemek, en sevdiğiniz yere gitmek gibi mutlu etmiş Suzan'ı. Ona soranlara ise bir şeyler söyledikten sonra bu yolculuk anlatılabilecek bir şeyden ziyade, o yolculuğa bizzat çıkarak deneyimlenince anlaşılabilecek güzel bir keşif yolculuğu demiş....

Suzan Yeşildağ, 2017

………….........................................................

Bu yıl yaptığımız eğitimde dahil olmak üzere 4 yıldır senin çalışmalarına katılıyorum. Senden çok şey öğrendim. Bu süreç boyunca başladığım noktadan geldiğim noktaya baktığımda, kendimi ve yaşadıklarımı daha iyi anlamamı sağladığın tüm katkılar için sana çok teşekkür ediyorum. Bu sadece bana değil kızıma ve eşime de dokunan bir değişim oldu haliyle ve hepimize iyi geldin. Seni tanıdığım için çok mutlu oldum. Sunduğun çalışmaları takip ediyor olacağım.  Ve senden öğrenmeye devam etmek için bana uygun olanlarına katılacağım. Herşey için çok teşekkürler.

Sevgilerimle

İpek Şahin, 2017

………….........................................................

2014 Ekimden bu yana Gestalt benim için son derece zenginleştirici bir deneyim oldu. Dolu dolu, heyecanlı ama bir o kadar da zorlu 2 yıldı. Deneyimlerimin bedenimde vücut bulduğunu keşfetmek muazzamdı. Bir temas sanatı olan gestalt tekniği ile kendimle temasa geçmek, an’da kalabilme keşfi en değerlisiydi. “5 duyuna odaklan ve anda kal” kendi kendime 2 yıldır söylediğim en güzel cümle. Neden sorusunu kaldırıp, nasıl ve şu an ne hissediyorum sorusunu hayatıma katarken, sonuca değil, sürece odaklanmayı öğrendim. İyinin kötüyle varolabileceğini kabullendim. Daha da büyüdüm. Dirençlerimi fark ettim. Yaşam döngümde takıldığım noktaları buldum. Bu süreçte bitmemiş meselelerimi bitirmeye niyet ettim. Gestalt metodolojisini öğrenmeye niyet ederek 2 yıl boyunca her ay şafak sökmeden, denizi aşarak (KIBRIS) şimdi ve burada varolmak için, kendimle temas etmek için, zihnimi değil de bedenimi dinlemeyi, ben dilini kullanmayı öğrenerek bu güzel grupta yer aldım. Kah rötar oldu, kah bağışıklık sistemimin çökmesiyle hasta olup gelemedim. Ama bugün tüm bu gelemeyişlerimin de tesadüf olmadığını biliyorum. Kendimi olduğum gibi kabullenmeyi, kapsamayı ve dışarıyı  değiştiremeyeceğimi  ancak ve ancak kednimi değiştirebileceğimi öğrendim. Bu zorlu ama bir o kadar da heycanlı kendimi gerçekleştirme sürecinde başta sevgili Nita Hanıma ve çok değerli grup arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Paylaştıkları her duygu, her yaşam olayı benim de duygum benim de yaşam olayımdı...

 

Tuğçe Denizgil, 2016

………….........................................................

 

Gestalt yaklaşımına ilgi duyduğum sırada etrafımda çok güvendiğim arkadaşlarımdan hep “Nita’ya git, tam sana göre” şeklinde tavsiyeler aldım ve programa katılmak için başvurdum. İyi ki yapmışım. Beklediğimden çok daha fazlasını buldum. Her seansa aynı heyecanla ve çocuğumu, eşimi, işlerimi her nasılsa çok rahat bir şekilde organize ederek katıldım ve başlamadan önce “nasıl biter iki sene?” dediğim süreç nasıl bitti anlamadım. Çok keyifli bir grubumuz oldu, çok sevdiğim yeni insanlar tanıdım ve onları hayatıma kattığım için çok mutluyum. Sadece teori ve bakış açısı öğrenmekle kalmadım, bunu yanında uygulamalarla kendimi ve etrafımı keşfetme yolunda da önemli bir yol kat ettim. Bundan sonra da Nita’nın diğer teori ve uygulama grupları hayatımın vazgeçilmez bir parçası olacak. Öncelikle Nita’ya, bana tavsiyede bulunan arkadaşlarıma ve Gestalt grubumdaki tüm arkadaşlarıma bana kattıkları için çok teşekkür ederim.

Özlem Kalkan, 2016

………….........................................................

 

Gestalt şiiri

 

Kendimi akışa bıraktığım zamanlar oldu

Ya da direndiğim, üzüldüğüm bu niye benim başıma geliyor dediğim

Çok sefer oldu ve halen de oluyor

Böyle zamanlarda

Bir sihirli değnek ya da bir formül olsa da bana bir ışık olsa derdim

Hiçbir şey sihir değil biliyorum

Ancak Gestalt yaşadığım her türlü olayı kişiyi davranışı kendimle özdeşleştirmeyi öğretti, öğretiyor bana

Bu ne mi sağladı?

Hey arkadaş önce bir dur bir silkelen bir kendine bedenine odaklan

An da kal ve ne yaşadığına bak dedi

Ne kadar da ilginç ti? Bunun ben le ne ilgisi vardı ki?

İşte bu bir yolculuk

Anlama yaşama sürecim devam ediyor

Keşfedecek daha milyonlarca bilgi ve deneyim var

Ama ben ucundan tutup çekiştirmeye başladığım bu bilgi ile

İyi oluyorum

İki kelime ile iyi oluyorum

Farklı bir iyilik bu

Hani çözemedigin bir problem vardır ama herkes te zorlanır o problemde

Ve ana formülü anlaman çözmen için yeterlidir ya

Gestalt o ana formülü görmemi sağladı

Gerisi bana kalmış

İster ilerletir hayatımı istedigimi gibi devam ettiririm

Ya da çözülemeyen zincirlerle bağlı bir tutsak, yaşam tutsağı olmaya devam ederim

Kim ister ki?

İsteyenler var buna ben de dahil

Ama o formül ile bir şeyler aydınlandığı zaman

Kendi bedenime odaklanıp onun ışığında gittiğim her farkındalık, temas , özümseme

Beni daha da kendim gibi yapıyor

Ne enterasan

Sanki  bu dünyadaki oyun sahnemde yerimi buluyorum gibi

İşte tam da bu

Hikayeler bitmez, yazım da öyle

Ama buna bir son vermem gerekirse

İyiki dünyama geldin Gestalt , senle daha çok günlerimiz olsun

Yaşamı birlikte yorumlayıp deneyimleyelim…

 

Elçin Elgin, 2016

………….........................................................

 

Nita Hocam, 

Bu iki yılın, seninle ve Gestalt ile tanışmanın hayatıma kattığı anlamı, değeri, zenginliği bir kaç cümle ile anlatamam.

Ama, internet siteni ziyaret edecek şanslı (ama şanslı olduğunu henüz bilmeyen) kişiler için, gönlümden geçenleri paylaşıyorum; 

Gestalt ile tanıştığım bu iki seneyi uzun bir yolculuğun başlangıcı olarak görüyorum. Gestalt bana bu içsel yolculuğun kapısını açtı; yalnızca kapıyı açmakla kalmadı, aynı zamanda sonrası için de bu yol da bana rehberlik edeceğine dair, Gestalt ve Nita ile gizli bir anlaşma yaptık sanki.Herkesin bir hikayesi, içinde yaşattığı bir çocuk var ve aslında herkes hayatında attığı adımlara bu hikayeye göre karar veriyor. Bu anlayışın çok büyülü bir yanı var. Çünkü bu anlayış kişiye, kendi çerçevesinden bakmayı bırakıp daha geniş bir çerçeveden görmeyi sağlarken aynı zamanda kişiyi kendi içine, hep kendine doğru yönlendiriyor. Bu anlamda Gestalt her şeye karşı derin bir anlama yetisi veriyor.Kendi adıma bu iki sene içinde hikayemdeki yaralarla tanıştım, içimdeki çocuğu anlamaya çalıştım. Beni zorlayan zamanlarda ilk aklıma gelen "gitme"yi bir kenara bırakıp olduğum yere tutundum. "AN"ın ne kadar mucizevi olduğunu görünce hayata güven duydum.Sevgili Nita, en çok da seninle tanıştığım için, yoluma çıktığın ve yoluna çıktığım için mutluyum. Rehberliğin için çok teşekkür ederim.

 

Elif Şenyuva, 2016

………….........................................................

 

Gestalt MasalıBir varmış bir yokmuş...

Ülkenin birinde bir kız çocuğu varmış. Bu kız, annesiyle babasıyla beraber yaşıyormuş. Her sabah kalkıyor, yüzünü yıkıyor, dişlerini fırçalıyor, kahvaltısını yapıp arkadaşlarıyla oynamaya çıkıyormuş. Akşam olunca eve dönüp annesiyle babasıyla “nasıl geçti günün?” sorusu üzerinden yüzeysel bir sohbet yaptıktan sonra yatıp uyuyormuş. Ertesi gün olunca yine aynı şeyler, aynı arkadaşlar, aynı ev, aynı bahçe, aynı yemekler, aynı anne baba... Günler böyle akıp gidiyormuş, kız da bu akıntının içinde süzülüyormuş. Bu kızın canı çok sıkılmaya başlamış. Neden benim canım sıkılıyor diye sürekli zihninde düşünüyormuş, bedenini hiç ama hiç dinlemiyormuş. Ne nefesindeki daralmadan, ne sırtındaki ağrıdan, ne de kaslarının gerginliğinden haberdarmış. Bir gün yine bu kız her zamanki bahçede, her zamanki arkadaşlarıyla oynarken, canı o kadar sıkılmış o kadar sıkılmış ki, biraz yürümeye karar vermiş. Evinin yakınındaki ormana girmiş, yürümeye başlamış. Başı önünde ayaklarını takip ederek, yürümüş yürümüş yürümüş... Yürümüş yürümüş yürümüş... Ta ki kafasını önündeki kocaman çınar ağacına çarpana kadar. Çarpmanın etkisiyle düşmüş, sonra geri geri gelip çınar ağacına öfkeyle bağırmış: “Senin ne işin var burada!!!” Masal olduğu için çınar ağacı da ona cevap vermiş: “Anlamadım?!” “Nesini anlamadın?” derken kız bir ağaçla konuştuğunun farkına varmış. Şaşkınlığını gizleyerek “Napıyorsun?” demiş çınar ağacına. Çınar ağacı da “Ne mi yapıyorum? Ayrışmaya ve kendimle ve evrenle buluşmaya çalışıyorum, evrenle bütünleşiyorum yani hemhal oluyorum, andaki biri yakalamaya çalışıyorum” demiş. Kız soru işaretli gözlerle ona bakmış. Çınar ağacı devam etmiş: “Tabi bunları sen bana çarpıncaya kadar yapıyordum, sen napıyorsun?” demiş. “Ben çok sıkılıyorum!” diye cevap vermiş kız. Çınar ağacı bir an için “Peki bunu bedeninde nerede hissediyorsun?” diye sormak istemiş ama hemen vazgeçmiş çünkü kızın kendiyle teması bir atomun çekirdeği kadar bile değilmiş. Çınar ağacı başka bir yol izlemeye karar vermiş. “Nereden geliyorsun?” demiş. “Aşağıdaki Kendiyle Temas Edemeyenler Kasabasından geliyorum” diye cevap vermiş kız. Çınar “Kasaba neden böyle bir isim almış sence?” diye sormuş. “Valla buna biraz kafa yordum ama bir anlam veremedim” demiş kız. “Anlıyorum...” demiş çınar ağacı. Kız “Sen burada tek başına öylece durmaktan sıkılmıyor musun?!” demiş. “Bence bu gerçekten çok sıkıcı!” “Sıkıcı mı? Aslında oldukça eğlenceli” diye cevap vermiş çınar ve devam etmiş: “Sen bu Kendiyle Temas Edemeyenler Kasabasından gelirken yanından geçtiğin mavi yeşil renkli nehirden su içtin herhalde değil mi?” demiş. “Hangi nehir?!” “Hani üzeri ışıl ışıl parlayan, melodik bir sesi olan nehir. O kadar berrak bir suyu vardır ki, içindeki balıklar uzaktan bile görülür” “Öyle bir nehir yok! Ben başka bir yoldan geldim herhalde!” demiş kız öfkeyle ve dirençle. “Tamam o zaman mutlaka üzerine bastığın toprağın acı kahve rengini ve ıslaklığını hissetmişsindir. Tabi bir de az önce yağan yağmurun kokusunu... ”Kız üzerinin ıslandığını o an farketmiş. Çınar kızı yanına çağırmış. Kız yorgunluğun ve iç sıkıntısının da etkisiyle gidip çınar ağacının altına oturmuş. “Kafanı kaldır bak, birazdan güneş batacak, beraber izleyelim.” demiş. Hiç konuşmamışlar. Güneş yavaş yavaş bir çizgi halinde görünen denizin üzerine doğru alçalmış. Sarı, turuncu, kırmızı, mor, birbirinden güzel renk kuşakları gökyüzünü kaplamış. Kız aldığı soluğun bedeninde izlediği yolu takip etmiş. Üzerine oturduğu toprağın ıslaklığını, sırtını yasladığı çınarın gövdesini, saçlarında dolaşan rüzgarı, ayağının üzerinden geçen karıncayı, uzaktan gelen kuş seslerini, çok susamış olduğunu, gelirken yolda bacağını çizdiği yerin acısını, farketmiş... Sonunda farketmiş! Güneşin binlerce farklı tondaki rengine bakmış, kaybolmuş ve yanaklarından süzülen yaşları hissetmiş. Masal da burada bitmiş.

 

Zeynep Sera Kıpık, 2016

………….........................................................

 

‘’Asıl yolculuk  içeriye doğru olandır. Kişiye özel ve bensersiz (Ausey). ’’Programa başladığımda kendimin ve sahip olduklarımın değerini bildiğimi düşünüyordum. Kendi içime doğru başladığım yolculuğumda ‘’Gestalt’’ bakış açısı çok keyifli farkındalıklara ulaşmamı sağladı. Anahtar cümlem ‘’ Aynı şeyleri yaparak farklı çözümler bulamazsın’’ oldu. Kilo problemim için çıkış noktam bu oldu. Bu süreçte ihtiyaçlarımı belirleyip ilerlediğim ve bedenimle iletişimde olduğum müthiş bir süreç geçirdim. Gercekten hayatımın en huzurlu zamanlarımı geçiriyorum. Her ay ‘Gestalt’’ gününü iple çekerek neler öğrenip neleri keşfedeceğim heyacanını yaşamakla geçti. Bu süreçte yüreğim genişledi. Yargısız ve kurgusuz yaşanabileceğini, herseyin mümkün ve insanlar için olduğunu ve her olayın insanın kendisini geliştirmek - bulmak için bir fırsat olduğunu görmeye başladığımı soyleyebilirim. Tabii ki hayatımda gerginlikler olmuyor degil, karşılaştığım zorluklara ‘’ne görmem gerekiyor’’ / ’’ benim için bunun anlamı ne’’ şeklinde yaklaşıyorum. Değer yargılarımın değişmesine izin veriyorum. Eskiden arkadaşlarımla buluşup dertleşmek isterdim, bu ihtiyacımın azaldığını ve keyifli anlar geçirmek icin onlarla birlikte olmak istediğim bir dönemdeyim. Kendimle buluştuğum ve ailemdeki yansılamalarımın olumlu olduğu bir DÖNEM. Eşimle yaptığım sohbette benim eve yansımamın ne oldugunu sorduğumda; ‘’sana hep değer veriyordum ancak sen kendi değerini bildiğin anda bana yaklaşımın değişti’’ dedi ve daha sakin, huzurlu olduğumu, insanların söylediklerine takılmadığımı, kendime daha fazla önem verdiğimi, kendi değerimi bildiğimi, daha net ve sükunet içinde yasadığımı ve yaşattığımı, kızımız için daha kapsayıcı ve yol gösterici olduğumu ekledi. Kardeşlerim ve arkadaşlarım beni daha sakin, dingin ve huzurlu bulduklarını ve bu halimi onlara da yansıttığımı ilettiler. Kızım ise; ‘’Bana herşeyin olabileceğini söylüyorsun ve ben yaşadığım her durumdan mutlu olmaya çalısıyorum’’ dedi.

Bu güzel geçen iki  senenin sonunda durumu benim için en güzel özetleyen 2 cümleyi paylaşmak isterim:

"Bir soruna karşıdan baktığında seni tehdit eder ama sorunun içine baktığında sen onu gördüğün anda yok edersin (Ausey)’’

‘’Herhangi bir nedene bağlı olmadan mutlu olmayı başarabilirsen nedenler değiştiğinde de mutluluk sana kalır (Ausey)’’ 

ve Nita; yolumu aydınlattığın için  bir kez daha teşekkür ederim… 

Gülcan Uğur, 2016

………….........................................................

 

“ Nita ile Gestalt yolculuğuna çıkarken aynı zamanda kendime doğru da bir yolculuğa çıkmayı beklemiyordum…

2 sene icinde Gestalt bakış açısını öğrenirken, bireysel gelişim yolculuğum da anlam kazandı…Kendimi keşfederken bedenin bilgeliğine tanık oldum... yaşadığım herşeyin bedenimde bir hafızası olduğunu yaptığımız çalışmalarda bizzat yaşayarak deneyimledim..

Hayatta herşeyin iki ucu olduğunu, asıl gelişmişliğin kendini ikilemin her iki ucunda da da konumlandırma esnekliğinde olduğunu öğrendim…

Kendimi sevme yolculuğuma muhteşem katkıları bulunan bu programı hararetle önerirken, Nita’ya bana olan sonsuz katkılarından dolayı tesekkurlerimi sevgilerimi sunuyorum.”

Canım hocam seni tanımak büyük mutluluk…iyi ki varsın!!! Görüşmek üzere..her nerde ne dersi yapıyorsan varım!!!

Sevgiler,

 

Pınar Akbas, 2016

………….........................................................

 

Hatırlarsın bir keşif yaptık geçenlerde

Önce basamadın ayaklarını yere

Sonra küçük ve çıplak bir adım

Yerlerde suyu ellerinle aradın boşuna

Derken köklendin ve uzattın dallarını

Toprağı eşeleyip tutundun, minik minik

Avuçlarınsa güneşle dansetti

İşte o zaman nefesinden çıktı sesin

 

İrem Civelek, 2015

………….........................................................

 

Gestalt Eğitimi ilk önce mesleğe dönüş sebebimdi. Sonra kendimi tanıma aracım oldu. Zaman geçti, karşımdakini anlamanın pusulası oldu. Öyle bir vakit geldi, hayatı anlamlardırmama ışık oldu. Şimdi 'Nita' benim yol arkadaşım, sığınağım, dağım, çığlığım, sessizliğim, nefesim... Egitimlerimizde kısaca şunu ögrendim:

-Baskasini anlamanin yolu kendini anlamaktan geciyor.

-Kendini anlamak, baskasinda kendini gormekten geciyor.

-Bunun da en guzel araci beden farkindaligi...

-Geri kalani kendinle bogusmaktan, cocuklugunu kucaklamaktan geciyor...

 

Nazlı Toraman Aydın, 2015

………….........................................................

 

Susan ben konuşan ben oldu, biz  "ben"e dönüştü, korku yerini cesaret ve kendine güvene bıraktı, beni sevsinler aman bana kimse kötü demesin diye yaptığım veya söylediğim her "evet" eğer istemiyorsam yerini "Hayır" a bıraktı. Sahte mutluluk yerine gerçek bir yalnızlık tecrübem oldu. "Yalnızlık" kelime anlamı bile bana okadar korkunç gelirdi ki... Şimdi yalnızlık hatta yanlız kalıp kendimi dinleme isteyi bana ait ve benim seçimim oldu. Bir ihtiyacın bir insan yaşamını nasıl değiştirebiliceğini bunu iki yıl içinde tecrübe ederek öğrendim. Sınırlarını bilmeyen insanların sınırlarıma sınırsızca nasıl girdiklerini gördüğümde dehşete düşmüştüm. Çünkü ben sınır diye bir kavramı bilmiyordum. Yani arkadaşlar ve sevgili Nita yazacak çok şey var belki de... Şu an için bukadar yeter diye düşünüyorum. Hepinize herşey için teşekkürler. Bir sonraki deneyimde görüşmek üzere. Sevgiyle ve huzurla kalın.

 

Oya Şafak, 2015

………….........................................................

 

İki sene boyunca her programı heyecanla bekledim ve programdan her çıkışımda zenginleştiğimi hissettim.  Anlam yüklediğim bir çok konunun tekrar içerisine girdim ve farklı bir bakış açısı kazandım. İlk programa başladığımda şekiller ve içerikler benim için son derece önemliydi. Yavaş yavaş değiştim, zemine ve süreçe bakmayı öğrendim. Gerçek ihtiyaçı bulmak için, buluşmayı zaman zaman ayrışmayı öğrendim.  Bu iki senelik süreçin sonu, aslında yeni bir sürecin başlangıcı oldu. Gestalt bakış açısını uzun süre boyunca, tabiri caizse nakış gibi işleyerek bizlere anlattığın, örneklediğin, gösterdiğin ve yaşattığın için çok teşekkür ederim. 

 

Başak Danışman, 2015

………….........................................................

 

Sevgili Nita,

 

Senin liderliğinde 2013 yılında başlayan Gestalt yolculugum esnasında esnedim, büküldüm, genişledim, derinlestim.

..Ve içimde bir yerlerde, “beni gör”, "beni duy" diye sessizce ve sabırla bekleyen çocukla tanıştım, onu gördüm, onu duydum ve onunla dost oldum.

Hepimiz bir aile olduk, birlikte güldük, birlikte agladık ve birlikte büyüdük.

Gestalt benim hayatımın dönüm noktası oldu, ögrettiklerin ufkumu actı, kendimi ve hayatı tanıdıkca bana ve cevremdekilere ilham oldu.

Bu sadece bir başlangıçtı biliyorum.

..Ve hayatımda bundan sonrası icin herseye alan acıyorum, kucaklıyorum, kabul ediyorum.

Seni cok seviyorum!

 

Zeynep Arseven, 2015

………….........................................................

 

Sevgili Nita,

Seninle iki yıllık bir yolculuğa çıktık, Gestalt yolculuğu beni değiştirdi. Artık ben 2 sene önceki Kerem değilim. Bedenimi dinlemeyi, zeminimi derinleştirmenin önemini, hayattaki polarite kavramını, iyinin kötü ile var olabildiğini, yaşamın ölüm ile değer kazandığını farkında olmamı sağladın.

Seninle devam edip Gestalt yolculuğunda gerçek beni bulmaya devam edeceğim. Konuşmadan bakışlarınla anlattıkların, dokunuşunla yaptığın mucizeleri gördüm.

Kendini bulmak isteyen herkese Gestalt yolculuğuna çıkmayı tavsiye ederim. Farkındalığınız artacak, yaşama çok farklı bakacak ve acı çektiğiniz anların kıymetli olduğunu anlayacaksınız.

İyi ki varsın Nita, ve iyi ki seninle tanışmışım.

 

Kerem Tataroğlu, 2015

………….........................................................

 

Nita,

Herşey için çok teşekkürler, tam su gibi, sakin ve gücü etkisinde anlatımların ve paylaşımların içinJ

Özellikle alanı tutmak ve alana hakimiyet konularında duruşunla ilham verdin…

 

Banu Parlar, 2015

………….........................................................

 

Sevgili Nita

 

Seninle yola ciktigim iki senelik bu harika yolculuk benim icin aldigim teorik bilginin çok ötesinde oldu. Başindan itibaren aktardigin herşeyin senin bireysel deneyimlerin ile bezenmiş olmasi ve bu sebeple bilginin enerjisiyle birlikte akışı muhteşemdi. Kendimi zenginleşmiş ve biraz daha büyümüş hissediyorum. Teşekkür ederim. 

 

Defne Kiyat Demircioğlu, 2015

………….........................................................

 

İnsanı hapseden, kendinden uzaklaştıran, bedeniyle arasına zihnini koyan, duyguları küçümseyen tüm dogmalara inat iyi ki varsın gestalt..

Çıktığım yolculukta yolun sonuna değil de yolda karşılaştıklarımla ilgilenme arzusunu gestalt'la öğrendim.

Kişinin kendinle olmasının, bedenini tanımasının, kabulün,  fark etmenin ve sevmenin,  ruhunun derinliklerinde sakladığın tüm renklerle dans etmenin, bütüne ulaşmak için bir olmanın, bir olmak için bütüne ulaşmanın değeri  gestalt'la anlam kazandı.

Türkiye’nin direndiği bu günlerde gestalt'i daha sık düşünür oldum. Sosyolojik olarak bireylerin bütün olma hasretlerini, bu hasretin nasıl bir zincir halinde yayıldığını...Almanın ve vermenin, ayrışmanın ve buluşmanın toplumun her katmanındaki işlevini bu direniş hareketiyle daha da yakından görmüş oldum. 

Yaşanılan toplumsal ve ilişkisel olayları gestalt bakış açısı ile değerlendirebiliyor olmanın kişisel ve mesleki zenginliğime destek olduğu kanısındayım.

 

Şafak Patavi Kılıç, 2013

………….........................................................

 

Geldim, gördüm dostlar,

Edindim nice duyular,

Sende değil, bende çözüm,

Tut ki söyledin iz düşüm,

Alacağımı aldım ben yine bugün,

Lakin bilin ki bir bütün,

Tek yol hakikate ermek dostlar…

Dilek Serimoğlu, 2013

………….........................................................

 

3 yıllık bir süreç benim için…

 

Şeklin zeminden ayrı olamayacağını, hatta şeklin fasulye, asıl olanın zemin olduğunu yaşayarak da tecrübe ettiğim bir süreç…

Her şeyin buluşma ve ayrışma ile ilgili olduğunu, kendi buluşma ihtiyacımı keşfettim sonra ve bunu ayrışarak bulabileceğimi…

İçimdeki çocukla tanıştım bu süreçte ve ona ihtiyacı olanı ancak benim verebileceğimi, onu büyütme sürecim de başladı böylece…

Zor yoldan öğrenmeyi seçtiğimi fark ettiren bir süreç, kolay yoldan öğrenmeye niyetim…

Döngülerimi fark ettiren (değersizim-çaresizim-üzgünüm) ve onları kırma cesareti bulmamı sağlayan bir süreç…

Her şeyin ben de başlayıp ben de bittiğini net olarak görmemi sağlayan bir süreç…

Kapsamadan aşamayacağımı, dışlayarak büyüyemeyeceğimi anlamamı sağlayan bir süreç…

Hayal kırıklıklarına sebep olan ricalar ve temenniler yerine, istediğine niyet etmeyi ve yapmayı öğreten bir süreç…

Zihnimi bedenimin hizmetinde kullanmayı, bedenimi daha çok duyumsamayı öğreten bir süreç…

Bilinç gelişimimin takıldığı noktaları (borderline’dan – şahitliğe kadar tüm aşamalarda) görmemi sağlayan bir süreç, 

Bildiğim ve bildiğimi düşündüğüm her şeyi yeniden ve yeniden anlamlandırmayı ve gerçeklerden hakikate doğru adım atmamı sağlayan bir süreç…

Olgunlaşmak, büyümek için “siktirin” demeyi öğreten bir süreç…

 

Ve sana Nita, ne sıfat versem, hangisi daha uygun olur, öğretmen, gestalt piri, rehber…

Enerjiyi fark etmedeki inceliğin,

yer yer bir sürü duyguyu transfer ettiğim,

sonra ustalıkla enerjimi açığa çıkarmama yardımcı olduğunu duyumsadığım…

Güvenlik alanımın dışına çıkmaya beni teşvik eden ve minik minik çözülmelerin yaşandığını hissettiğim rehberim…

 

Dilek Serimoğlu, 2013

………….........................................................

 

Gestalt eğitimine başladığım günden bu yana hayatımda adım adım değişimler başladı. Öncelikle kendime ilişkin farkındalığım artmaya başladı. Kendimde nedenini açıklayamadığım bir çok konuya açıklık getirdim. Daha da önemlisi neden sorusu yerine nasıl sorusunu sormaya başladım. Sonuçtan ziyade sürece odaklanmaya başladım. Ve her seferinde kendime dair daha fazla farkındalığım oldu. Kendimle meydana gelen değişimin önemli bir çıktısı olarak çevremdeki ilişkilerimde de değişim gözlemlemeye başladım. En azında herkesin kendine ait bir süreci olduğunun farkına vardım. Kendi sürecime sahiplenmeyi öğrendiğim gibi, bunun bitmeyecek bir süreç olduğunu da anladım.

Bedenime döndüm. Ona bakmayı, onu konuşturmayı öğrendim. Yıllarca ondan ne kadar bağımsız yaşadığımı zannettiğimi anladım. Onu hala anlamaya çalışıyorum. Ona yol vermeye, onunla beliren her şeye selam vermeye, onları kabullenme yolundaki adımlarımı atmaya devam ediyorum.

İstemli seçimler yapmaya başladım. Yaşamı bir çok yönüyle kabul edebilme, gerektiğinde isyan edebilme, istediğimde ağlayabilme, mizahı daha aktif kullanabilme, hayır diyebilme, yoluyla yordamıyla kendime özgü net temas sınırları oluşturabilme, oluşturamadığım temas sınırlarını sorgulayabilme cesareti geliştirdim.

Her şeyden de önemlisi kendime değişebilme özgürlüğünü tanıdım. Değişim rüzgarları bir kez esmeye başladı mı hem korkularımla yüzleşmeye başladım hem içimde yolunda giden akışları tanımladım, daha net anlamlandırdım hem de bunları ve bunlara benzeyen pek çok şeyi karşılayacak bir yüreğim olduğunu yeniden hatırladım.

 

Şeyda Arda Kutlutürk, 2013

………….........................................................

 

Benim için geştalt özellikle bedensel ve tinsel farkındalığı kavramam ve algılayabilmem açısından çok önemli oldu. “Hani beden yalan söylemez” ifadesi, tesadüfmüş gibi oluşların anlamı, hiçbir şeyin boşuna olmayacağı gibi durumları kavramam açısından çok önemli. Aynı meslek alanını paylaşan biri olarak öğrenmeye devam edeceğim çok şeyin olduğunun farkında olmakla birlikte geştalt eğitimi bana, mesleki alandan çok kişisel olarak daha çok şey verdi. Ve  bu yaşımda yaşamımda yeni şeyleri başka açılardan değerlendirme fırsatını da bulmuş oldum diyebilirim.

Bunun için sana ve gruba tekrar teşekkür ederim.

 

Ayşegül Kumanlı Güneş, 2013

………….........................................................

 

Gestalt ve Kendime Yolculuğum:

Nita Hoca’yı ve geştalt metodolojisini duyuşum, psikoloji lisansı 2. sınıf dönemlerime dayansa da, onlarla tanışmam 2011 yılında kısmet oldu.  Hoca olarak bir sistemi bu kadar büyük bir zariflik ve titizlik içerinde aktarışı geştalt deneyimlerimizi  içselleştirme yolunda bize rehber oldu…

Bana neler kattığına gelirsem, beni özgürleştirdi. Hayatım dediğim, kendimi hapsettiğim döngülere ne kadar sıkı sıkıya tutunduğumu fark ettirirken, ‘’burada ve şimdi’’de kalarak evrensel birliği ve özümü duyabilme yollarını deneyimlememi sağladı.

Bedenin öneminin, bize sunduğu sonsuz desteği bu eğitim sayesinde görebilmeye başladım. İhtiyaçlarım konusunda dışarından destek yerine, kendi bedenimden cevapları alabileceğimi öğretti. Varoluşun boyutlarını  ve yaşam döngüsünü pratik ederek, olayları olduğu haliyle 5 duyumla topladığım verilerle o anki şartlar içerisinde otomatikleşmeden vermek konusunda emek verir hale geldim.

Tesadüfi olmayan biçimde oluşturulmuş eğitim grubunda, 2 yıl boyunca kendim ve hayat hakkında birçok konuda ayrışma ve buluşma deneyimleri yaşayıp, kendi içimde göremediklerimi onların vesilesiyle  yaşama fırsatı buldum.

Bu süreçte, ilişkilerim yön değiştirdi, kendimi daha çok duyar oldum. Günlük olaylar beni daha az öfkelendirir oldu. Diğer insanların davranışlarını ve kendimi kabulüm ve şefkatim arttı. Bu sayede çok zorlu geçebilecek yaşam olaylarını en az zedelenme ile deneyimledim…

Bu eğitim kişiye kendi kullanım kılavuzunu sunuyor, insan kendini bilirse, her koşulda ve durumda denge halinde kalabilir. Ve yaşamı ferah, dingin, evreni, doğayı fark edebilecek fiziksel, duygusal, düşünsel  yapıya erişebilir.

Öze yolculuk uzun, Nita Hocam rehberliğiniz ve eşliğiniz için teşekkür ederim… Siz hayatıma girmeseydiniz şimdiki ben olamazdım…

 

Merve Otçeken, 2013

………….........................................................

 

Gestalt, başkasını anlarken kendini anlamayı, kendini anlarken de başkasını anlamayı öğretiyor.

Bir bütünün içerisinde nasıl yer aldığımızı, bütünün diğer parçalarının işlevlerini ve onlara da ihtiyacımız olduğunu bize bariz bir şekilde gösteriyor.

Bütün olarak ben ve etrafımdaki her şey yaşamın ritminde hareket etmediğinde tıkanıklıkların olduğunu ve bu tıkanıklıklara zamanında müdahale edilmez ise ruhumuzda yaralar ve kabuklar oluştuğunu gösteriyor, işte bu yüzden farkındalık çok önemli.

Olaya müdahale etmek için değil belki de her zaman, bazen de ruhumuzda yaralar açılmasına izin vermemek için olayı daha net algılayıp çözümleyebilmemiz için bütün içerisinde kendimi ve diğerlerini anlamamın önemini öğretiyor.

Tıkanıklıklar yaratmak inanılmaz zararlıymış bunu öğretiyor.

Geştalt kendini sevmeyi öğretiyor, ne kadar yüce bir varlık olduğumu, bu bütünün içinde çok küçük bir yerim bile olsa birey olarak bu sistemde var olduğumu ve var olmam gerektiğini öğretiyor… kendimi seviyorum…

Geştalt empati diye bir şeyin olmadığını belirtiyor çünkü kendinizi başkasının yerine koyamazsınız diyor, ancak diğerinin yaşadıklarını söylediklerini kendi zemininizde tanımlarsınız, sizdeki izdüşümünü anlatırsınız. Dolayısıyla zemininizde ne kadar çok şeklin olmasına yer verirseniz karşı tarafı algılama düzeyiniz (objektif bir şekilde) artar.

Gestalt içinizdeki bitmemiş meselelere ışık tutar. Öfkelendiğiniz her konuda bir farkındalık fırsatı olabilir. Gestalt bunu ortaya çıkarmanıza yardımcı olur teknikler öğretir.

Gestalt su an ve burada olmayı öğretir. Su an ve burada olamadan bitmemiş meseleleri çözemezsiniz. Aynen Dünün güneşi ile bugünkü çamaşırı kurutamayacağınız gibi.

 

Ayşe Topaktaş Demir, 2013

………….........................................................

 

Kaç kez güneş doğar ve batar

Bilmiyorum

Ölümlü olduğumu biliyorum

“Yaşam ve ölüm arasında döngü”

Ne kadar kolay kavraması

 

Peki

Bedenime bunu anlatmayı başarabilecek miyim

Yoksa bedenim bunu hep mi biliyordu

Tekrar keşfedebilecek miyim

 

Tekrar keşfedeceğim

 

İrem Civelek, 2013

………….........................................................

 

Gestalt'a hiç katılmamış birine geçtiğimiz süreci şöyle anlatırdım;

 

"Var oluşunuzu icra etmenize izin veren bir buluşma. Başkalarınca ideal olan yerine, olanın idealliğinden yola çıkan şefkatli bir yaşam gözlemi. Deneyimle inatlaşmayan hürmetli bir yöntem. Materyalini katılımcılarıyla ören, onların toplamında kendini yaşayan bir organizma. Öğretilenlerin hemen kullanıma geçebildiği işlevsel bir eğitim. İçten bir paylaşım."

 

Zehra Yiğit, 2013

………….........................................................
 

ARTIK BEN BİR BENİM…


Kendini bilmeyeni; kimse bilmezmiş
Kendini sevmeyeni; kimse sevmezmiş
Ezdirirsen ezilirmişsin
Deli divane gezinirmişsin.
Ben olamadan biz olunamazmış
Hayatın tadına varılamazmış
İşgale izin verme kapat sınırları
İstemediğin misafire açma kapıları
Sonuca takılmak ne işe yarar
Enerjini tüketir seni hep yorar
Nedeni bulmak olmasa da kolay
Bulduğunda çözülmüştür olay
Anı yakala, sımsıkı tutun
Ayrı ayrı değil, herşey bir bütün
Yaşanır sanma sevinçlerin;
Tadılmadan hüzünlerin.
Geçmişe mazi derler, gelecek muamma
Hayatın ta kendisi şuanda burada
Arada sırada dönsen de anılara
Bırak orada kalsınlar yükleme mana
Geliştir kendini, kır zincirlerini
Ben koymuşum tüm engellerimi
Zemin benim, şekil benim, evren benim
Bütünün içinde bir zerreyim,
Düşüncem, duygum, bedenim
                                                 
ARTIK BEN BİR BENİM…

Dr. Birsel İşeri Korkmaz, 2012
………….........................................................



Bir çok öğretmenden eğitim aldım bugüne kadar ancak hiçbiri beni bu kadar eğitimin içine dahil ederek aynı anda hem berbat hissettirdiği hem de bunu hissediyor olabilmekten dolayı mutlu etmemişti :) gösterdiğiniz sevgi sabır hoşgörü için bizleri bu süreç ile tanıştırıp bu sürece dahil ettiğiniz için sonsuz teşekkürler . Öğretmenler gününüz kutlu olsun…



Asuman Öztürk, 2011
………….........................................................



Sevgili Hannacığım ,
Seninle yollarımızın kesişmesi ve sonrasında aldığım Gestalt eğitimi, yaşamımda dönüşüm yaratan mihenk taşlarından oldu. Birlikte çalıştığımız Cumartesi günlerini anımsadığımda konuların ağırlığına rağmen seninde renkliliğin ve geniş zeminin sayesinde çokda güldüğümüzü hatırlıyorum .
Sonrasında paylaştığımız Etkinlik heyecanı kariyerimde yeni yollar bulmamı kolaylaştırdı. İçimdeki paylaşma, gelişim ve fayda sağlama değerlerimi yaşatabilmem için olanak yarattığın Gestalt sunumu için sana tekrar teşekkür ederim. Dilerim ortak heyecanımızı ilerleyen günlerde daha çok insana ulaştırabiliriz .
Tüm kalbimden sevgilerle ,



Banu Gürel, 2011

…………........................................................



Sevgili Nita merhaba;
Bir süredir aklıma geliveriyor ve yüzümün aniden gevşeyerek kocaman bir gülümseme üretmesine yol açıyorsun. Sanki ilk defa nefes alıyor yaşıyormuşum gibi tuhaf ve mükemmel bir hisle dopdoluyum bu aralar. Kendime, seçtiklerime, seçmediklerime, yaşadıklarıma, yaşamadıklarıma yani bil cümle bütün taraflarıma dair bu "uyanış" senin bana sunduğun davetle başladı. Bu nedenle dönüp tekrar tekrar sana ve o güzel buluşmanın kendisine teşekkür ediyorum. En son oturumda ki veda eylemimde ayrılık duygusuna dair değil henüz bir ayrışmaya hazır olmamaktan kaynaklı devamlılığa dair bir şeyler vardı; sanki gelecek ay yine buluşacakmışız gibi...Öyle ki sonraki zamanlarımda "bir şey" duyduğumda, olduğunda "o ana" dair ne olduğunu gruba ve sana anlatmaya devam ettim zihnimde. İçimde o can alıcı soruları üreten sesin sana ait olduğunu ise çok sonra fark ettim. Bana bir "ses" hediye ettin sen, her zaman senin "içinden" gelmiş ve her zaman diğerlerinde ve bende; "içimde" kendine bir yer bulmuş olan bir ses.  İşte bu yüzden seninle vedalaşmaya dair doğru cümlelerimi ancak şimdi yani "kendi sesimi" bulduğum, kendi hayatımı yaşamaya başladığım bu zamanda kuruyorum. Tekrar sonsuz teşekkürler ve yeniden bir yerlerde buluşacak olduğumuzu bilmenin sevinciyle sevgiler...sevgiler...

Eylem Almaz, 2011
………….........................................................


Bırak düşünme akşam eve dönerken takılacağın trafikte yalınayak yürüyen çocuğun zihnindeki resmini
Bırak düşünme, yarın dökeceğin gözyaşlarının terk ediliş öykülerini
Bırak düşünme, kasvetli sarışın bedenindeki sıkışmış hapsini
Bırak düşünme, o fütursuz insanın özgürlüğüne izinsiz ihlalini

Farket egonu,
Farketme gücünü,
Farket bildiklerini ve bilmediklerini
Belki de terk et bildiklerini,
Keşfedilesi yolculuğunda ama
Şimdi ve burada…


Fulya Ertekin Alkan, 2010

………….........................................................

Gerçek Gestalt Perisi Nita’cim, O kadar çok sey söylemek istiyorum ki, sana; tüm kutuplarım, bu 2 yıldaki farkındalıklarım, farkına sonradan vardığım farkındasızlıklarım, yaşattıklarım, yeni farkına vardığım yaşatmadıklaıim, tüm kutuplarım adına, zenginleştirdiğin tüm zeminim ,ve 4 veri tabanımla çok çok teşekkürler. Seni anlatırken dinlemek büyük keyifti. Her ne kadar çok gidecek yolum olsa da, senin bir söylemin hep aklımda olacak: Yaşam, varılacak noktalar değil, oraya varırken yaşadıklarındır. Tüm yaşattıkların için çok teşekkürler.



Jessi Baruh, 2008
………….........................................................

​

Gestalt eğitimi ile hayatımda yeni bir dönem basladı. Kendime, çevreme, yakınlarıma, hayata dair farkındalıklarım arttı.Hiç bitmeyecek olduğunu düşündüğüm kendimi tanıma yolculuğunda yeni ve oldukça sağlam temellere dayanan güçlü bir başlangıç yaptığımı hissetim. 2 sene boyunca aylık rutin gerçekleşen toplantılarımızda eğlendim, güldüm, ağladım, üzüldüm, şaşırdım, fark ettim, kabul ettim... Her şeyin -değişimin, aynılığın, mutluluğun, mutsuzlugun, sevincin, kederin, dostlugun, düşmanlığın, nefretin, öfkenin... - benimle başlayıp benimle bittiğini öğrendim. Gestalt eğitimi ile hayatımın bir parçası olan gestalt felsefesi, benim için çok güzel bir renk cümbüşü, öyle ki; içinde açık-koyu, parlak-mat, tüm tonları barındırıyor... Başta hocamız Nita olmak üzere, bu süreçte birlikte olduğum tüm arkadaşlarıma varlıkları, paylaşımları, dostlukları için çok teşekkür ediyorum.



Suna Güven Bora, 2006
​………….........................................................

Hayat bana çarpmıyor artık Kazalarda ölen yok Temas halinde Kavram dahilinde Ancak sınır haricinde Şimdilik kuytu köşede yedekteyiz...ama kondisyonlu!



Asuman Güner, 2006

………….........................................................



Emin olduğum birşey var ki bu grupla ve gestalt'ın yardımıyla savaş alanlarımın çoğunu temas sınırına çevirebilirim çünkü bence şu an öğrenmekte olduğum şey hayatın her yerine rahatlıkla uygulanabilecek bir yaşam felsefesi


Ahu Eryılmaz, 2006
………….........................................................

​
........neyle bütünleştiğimi düşünüyorum Gestalt’i anlatmak istediğimde. Kendimle bütünleştiğimi, beni ben yapan ve benden oluşan zeminimi tanımanın rahatlığını yaşıyorum bugün. Ve gelecek için kendime şimdiden sınırlar çizmeyeceğimi de benimsedim. Eğitimlerimizin birinde çok heyecanlanarak “Bir yaşam felsefesi olacak benim için” demiştim ve bunu hala söylüyorum. Kimi zaman sabahın erken bir saatinde, kimi zaman tuvalette, çoğu zaman boş vakitlerimde akşamları hep kendimle çalıştım ve çok faydasını gördüm. “BEN KENDİMİ TANIMAMIN GÜZELLİĞİNİ, KENDİME AYNA OLMAKLA DENEYİMLEDİM. VE HEPİMİZ EVRENİN BİR PARÇASI İSEK, BUNU ANILARIMIN İÇİNDE YER ALAN SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM.”



Eda Çobanoğlu, 2006
………….........................................................

​
Kadın bilmeyi anlatıyordu, bildikçe eksilmeyi… Fark ettikçe şaşırmamayı, ağladıkça çoğalmayı… Kadın yaşamayı öğretiyordu sessizce… Durmayı, durmamayı..Koşmayı ,koşmamayı.. Yapmayı, yapmamayı…



Iraz Toros, 2006

………….........................................................


 

Praktikum Faaliyetlerine İlişkin Yorumlar​


Praktikum’un en sevdiğim yanı her an aktif olmam ve her oturumda yeni bir şeyler öğrenmem. Danışman olduğumda, geştalt bakış açısıyla bir görüşme yapmayı, teknikleri kullanmayı, danışan olduğumda danışan koltuğunda oturmanın nasıl bir şey olduğunu, görüşmeciden neler beklediğimi, gözlemciyken, beden diline dikkat etmeyi, metafor üretmeyi, süreci ve içeriği takip etmeyi, teori geliştirmeyi öğreniyorum ve geliştiriyorum. Süpervizyon alırken süpervizör sizin anlattığınız üzerinden ya da aktardığınız notlar üzerinden geribildirim veriyor. Söz konusu gerçek danışanlar olunca, kayıt almanız mümkün olmadığında yapılacak fazla da bir şey yok Bu yöntemin eksikliğini hep hissetmiştim. Praktikumda yaptığınız görüşme hakkında altı, yedi kişinin fikrini, önerilerini duyuyorsunuz ve bu kolay kolay bulunamayacak bir fırsat bence. Praktikumun en sevdiğim özelliklerinden biri ise görüşmelerde role play yapılmaması. Danışan pozisyonunda olanlar kendileri ile ilgili gerçek şeyleri dile getiriyorlar ve sanırım bu nedenle görüşmeler çok doğal geçiyor. Herkesin kendinden paylaşması da gruptakileri birbirine yakınlaştırıyor.



Meltem Aydoğdu, 2006

 

Gestalt-İst Yaşam Faaliyetlerine İlişkin Yorumlar

 

Banu Gürel'in sunduğu Gestalt ve beslenme konulu sunumda, konuyla ilgili hazırlayıp tartışmamıza sunduğu sorular, gerçekten düşünmeye davet edici ve bilinçlilik kazandırtıcı nitelikteydi.
Beslenme olgusunu salt sağlığımızla ilgili değil, varoluşumuzun dört boyutuyla birlikte ele alması, böylece bunlar arasındaki parallellikleri görmemizi sağlaması benim için heyecan verici oldu.
Gestalt bakış açısının beslenmeyle ilintisi ve kendimizi yönlendirmede zihnimizi değil de bedenimizi esas almamızın gerekliliği üzerine Nita da görüşünü ve bilgisini paylaşarak sunumu daha da değerli kıldı.
Bu sunum sayesinde bedenimizle nasıl ilişki kurduğumuzun, onu nasıl beslediğimizin yaşamsal önemini bir kere daha kavradım. Etkinlikten beslenmiş, enerji depolamış ve güdülenmiş olarak çıktım.
Teşekkür ederim Banu! Teşekkür ederim Nita!



Ümit Çetin, 2011

………….........................................................



Infertilite, kavramsal olarak bakıldığı zaman aslında hepimizin hayatının herhangi bir döneminde yaşadığı bir şey; kadın veya erkek olmak fark etmiyor. Yaşam enerjisini üretmeye, gelişmeye doğru yönlendiremediğimiz zaman kısır döngüler başlıyor, o zaman hayat duruyor, biz de duruyoruz, gelişemiyoruz, çoğalamıyoruz. Bu konuyu Gonca Hanım çok güzel anlattı, ve farkındalık sürecimde ilerlerken bana yeni bir pencere açmamda yardımcı oldu. Anlamak ve bakmak istediğimiz zaman cevaplar aslında gözümüzün önünde. Acaba karmaşayı gerçekle temas etmemek için mi yaratırız? Yoksa fark etmekten korktuğumuz şeyler olduğu için mi? Belki de tüm bilmediklerimiz büyük bir düzenin içinde saklı. Tüm kutupları içinde barındıran büyük bir zekanın içinde.

Bir de şunu unutmamak gerekir sanırım; Geştalt Derslerinin Şubat buluşmasında değindiğimiz bir olgu: Sorunlar, karmaşalar, tıkanıklıklar... vs, ortaya çıkmış oldukları duygu-düşünce-beden-davranış-tavır zemini içinde çözülemezler. Önce var olanın farkına varıp, var olanı bütün olarak tanıyıp sonra farklı bir zemin yaratarak, bunların bizim için barındırdığı iç görüyü, dersi anladığımızda çözülürler. Hayatla birlikte akmak, hayatın yaratıcı gücünü de deneyimlemek bir açıdan da bu olsa gerek.



Özlem Ayaz Arda, 2010

………….........................................................

​

Film seçimi mükemmeldi. İnsan ruhunun karmaşıklığını ve değişimin dinamiklerini gestalt penceresinden irdelemek zeminimi zenginleştirdi. Gestalt, danışanı olduğu yerden almaktan söz eder. Gerçekliğe de böyle bakmak gerektiğini farkettim. Yani, gerçekler neyse onu olduğu gibi, değiştirmeden karşılamak. Derya ve Rahel arkadaşlara ve elbette tüm katılanlara paylaşımları için çok teşekkür ediyorum. Sevgilerimle.



Ümit Çetin, 2008

………….........................................................



Öncelikle hayatıma Gestalt yaklaşımını sokmakta öncü olduğun icin teşekkür ediyorum. Henüz daha beginner Gestaltçiyim. Salı akşamı katıldığım Gestaltist Yasam etkinliği benim için çok doyurucu oldu. Gestalt teorsini bir klavuz harita gibi kullanarak bir sinema filmini çözümledik. Aklıma bu teorilerin; öylesine seyrettigimiz bir filmde bile ne kadar çok sonuc yaratabileceği hiç gelmemisti. Şimdiye kadar, bu teorilerin bir terapi ortamında nasıl kullanılacağını anlamaya çalışmıştım. İnsanların "gestalti kendi hayatımda kullanıyorum, bu benim icin yaşam biçimi" dediklerinde ne kastettiklerini bu çalismadan sonra anladım. Yaşamla teorinin bağlantısını çok açık ve kolay olarak film üzerinde görebildim. Bu işin uygulayıcıları olan bizlerin bu etkinliği hazırlaması da cok hoşuma gitti. Ben de biraz daha öğrenince bildiklerimi paylaşmayi isterim. Gestaltin büyüsüne kapılmış bir grup insanın varliği, onlarla aynı ortamda olmak yeni gestaltçilerle tanışmak beni çok olumlu etkiledi. Böyle bir topluluğa ait olmaktan dolayı mutlu oldum. Eylülde yeni grubun başlamasına, Maagandaki yeni seminere kadar nasıl sabredeceğim bilemiyorum Tesekkurler :)



Cella Bencuya, 2008

………….........................................................



Gestaltist çalışmalarına epeydir katılamamıştım. Konu bir filmi gestalt bakış açısıyla incelemek olunca doğrusu çok ilgimi çekti. Cartoon Hotele geldiğimde zaten kendimi evde hissettim. Hele çoktan görmediğim, aynı dili konuştuğumuz ve aynı yolun yolcusu olan arkadaşlarımla yeniden bir araya gelmek ayrı bir keyifti. Film seçimi çok uygundu, etkilendim. O süreçte yaşadıklarımızı, çağrışımlarımızı resme dökmek beni çok rahatlattı. Daha sonra gestalt kavramlarını filmin içinde nasıl izlediğimizi, neler fark ettiğimizi konuşmaya başlayınca, ne kadar uçsuz bucaksız bir dünyaya daldığımızı anladım. Bir filmi hiç bu kadar ince detaylarıyla konuşmamıştım. Konuştukça kavramların daha da anlam kazandığını, teoriden çıkıp günlük hayatta nasıl yer aldıklarını fark ettim. İşte gestalt böyle hayatımızın içinde, bizim içimizde, bu kadar gerçek, bu kadar elle tutulur diye düşündüm. Hem bilgilerimi tazelemek, hem de gestalt camiasıyla beraber olmak beni bir kez daha çok zenginleştirdi. Katkısı olan herkese teşekkürler ve kucak dolusu sevgiler…….



Miryam Anjel, 2008




​Üniversite Öğrencilerimin Yorumları

Çok sevgili Nita Hocam!
Size Viena Sigmund Freud Universitesi'nden yazıyorum. Sizin de hep söylediğiniz gibi kendimi dinledim ve buraya gelmem gerektiğine karar verdim.
Ben de sizin gibi Gestalt ın ışığını izlemek istiyorum. Dersleriniz o kadar aydınlatıcı geçti ki benim için, ben de yarattığı farkındalığı size kelimelerle anlatamam. Gestalt bakış açısının kişiliğime nasıl uyduğunu, felsefesinin beni ne kadar etkilediğini farkına varmamı sağladınız.
Gerstalt Buluşması'nda da oradaydım ve bir kez daha sizi dinlemek beni çok mutlu etti...
Derslerinizde sizi dinlemek benim için üniversite hayaımın en kıymetli, en eğlenceli ve verimli zamanıydı diyebilrim. Bildiklerinizi bizlerle paylaşmanın size verdiği tatmin ve keyif bizlere de yansıyordu. Derslerinizde bizlerle paylaşımlarınız ve bizden gelen bildirimlerle, anlatmanın ve anlaşılmanın mutluluğu ile gözlerinizde parlayan o ışığı neredeyse hiç bir eğitmenimde görmedim ve hiç bir zaman unutmayacağım! Size herşey için sonsuz teşekkür ediyorum. İstanbul' da olsaydım eğitimlerinize gelebilmek için elimden geleni yapardım!
Sadece bir öğrenci olarak değil, bir insan olarak da bana kattıklarınız için size sonsuz teşekkürler!!!
Çok sevgi ve saygılarımla,

İnci Ardıç, 2009

………….........................................................

 

....ben sizlerle olan dersleri hala dün gibi hatırlıyorum, her biri hayatımı zenginleştiren paylaşımlar oldu.

Nazlı Erdoğan, 2009

​Gestalt'ın 20. Yıl Kutlamasına İlişkin Yorumlar

Sevgili Nita,
   Gestalt felsefesiyle birlikteliğinin 20. yılını kutlama ve onu tanıtma etkinliğinle ilgili bir kaç satır yazmak istedim sana. Bu kutlama sırasında, çok duygulandığım ve coşkulandığım anlar yaşadım. Konuşmanı dinlemekten her zamanki gibi büyük zevk aldım. Yine de, bu seferkinin üzerimdeki etkisi daha bir derindi.  Gestalt'ı, onunla böylesine bütünleşerek anlattığın için, tüm insancıllığınla orada bulunduğun ve hepimizi kucakladığını hissettiğim için, sanırım.
   Skeçler çok etkileyiciydi. Gerek skeçler, gerekse senin anne babanı da çağırmış olman, duygulanmamın yanı sıra, göz ardı ettiğim bazı bitmemiş işlerimi de önüme koydu. Burada ve şimdide işlev görmenin yaşamsal önemini, eskinin verilerini bugün de kullanan birinin kendi kendini nasıl tutsak kıldığını, iliklerime kadar hissettim.
   Posterler çok ilginç ve öğreticiydi. Öğleden sonra Wyman'ın grubuna katıldım. Buradan da beni dişündürtecek bazı yaşantılarla çıktım.
   O günün benim için bir önemi daha vardı. Yaşamımda önemli bir yer tutmuş ve bende iz bırakmış olan sen ve Gestalt'la, eşimi ucundan olsun tanıştırabilmekten çok mutlu oldum.
  Son söz: Seni tüm içtenliğimle kutluyorum; yaşama sevincinin, öğrenme ve öğretme heyecanının hep sürmesini diliyorum. Seni mesleki olarak ve daha önemlisi, yaşam karşısındaki duruşunla örnek almaya devam edeceğim. Bu kutlama etkinliğin için sana çok teşekkür ederim. İyi ki gerçekleştirdin bunu.
 

Sevgilerimle,


Ümit Çetin Demirtoka, 2009
………….........................................................


Nita hanım merhaba,
İstanbul'dan Gestalt buluşmasının harikulade etkilerini taşıyarak döndüm.
Bir kez daha iç dünyanızın zenginliğine ve aydınlığına tanık olmak ve bu
defa da bu güzelliği orada bulunan herkesle birarada yaşamak ayrı bir his
bıraktı içimde..
 

Sevgilerimle,



Sevda Sakarya, 2009

………….........................................................


Merhaba,
Bu etkinliği haber verdiğiniz için teşekkür ederim.
Kendi içimizdeki derinlere bu kadar iyimser bir ortamda dalmak, güvende ve hafif hissetmek çok güzeldi.
Diğer yandan çok güzel ve tatlı insanlarla tanıştım.
20. yılınızı yeniden kutlarım.
 

Sevgiler,



Nükhet Amanoel, 2009

………….........................................................

Sevgili Arkadaşlar ;
Gestalt ile ilgili öğrendiklerimizi bu biçimde ortaya koyma fırsatı bulduğumuz için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum..
Bize bu şansı yaratan Nita'ya sonsuz teşekkürler..
Grubumuzdaki arkadaşlarımın yaptıklarıyla gurur ve onur duydum..
Sevgili Duygu bu organizasyondaki gayretleri için özel bir teşekkürü hak ediyor bence..
Herkese gönül dolusu selam ve sevgiler..
 

Kalın sağlıcakla..



Kemal Yaşar, 2009
………….........................................................


Arkadaslar merhaba,
Gestalt bulusmasi ile ilgili ben de duygularımı sizlerle paylasmak istedim.
Gestalt Bulusması, gerek hazırlık günleri gerekse 12-13 Eylül günleri benim için hem gelişerek zenginlestiğim,paylaştığım hem de  Gestalt’ı içime sindirdiğim bir süreçti.
Cumartesi günü hem duygusal olarak hepbirlikte çok yoğunlastığımız hem de eşsiz paylaşımlar yaşadığımız unutulmaz bir gün oldu. Aklıyla, fikriyle, sesiyle, nefesiyle, emeğiyle orada olan herkese cok teşekkürler.
Ve sevgili Nita, kazandirdigin bakış açısı hayat yolculuğunda benim için büyük zenginlik..bize bu eşsiz paylaşım fırsatını verdiğin için,emeklerin için çok teşekkürler..
Sağol,varol,hep ol.
 

Sevgilerimle,



Duygu Türkdoğan, 2009
………….........................................................


Sevgli Nita,
Sayende hafta sonunu bir şölen tadında yaşadım. Eğlendim, öğrendim, neşelendim, güldüm,duygulandım, ağladım ve ençok senin olgunlaşırken gençleşmenden etkilendim.
Kendi kutlamanı herkesle paylaşıp, benim de bunun bir parçası olabilmeme ortam yarattığın ve hayatıma kattığın tüm güzellikler için çooook teşekkür ederim.



Teri Kandiyoti, 2009
………….........................................................


Sevgili Nita
Dünkü samimi eşsiz  çalışma ve gösteri için teşekkürler.
Herşey arzu ettigin gibi bizleri düşündürdü, farkındalıkları hissettirdi, güzel duygularını yansıttı, hatta ağlattı.
Sana tekrar teşekkür eder başarılarının devamını dilerim.



Jale İbrahimzadeh, 2009
………….........................................................


Merhaba Nita,
Öncelikle cumartesi günkü katıldığım etkinlik gerçekten harikaydı, çok duygulu anlar yaşadım ve bir kez daha sizinle tanıştığım için kendimi mutlu, şanslı hissettim.

Neşe Şahin, 2009

………….........................................................

 

​Hala coşkunu, öğrenme ve öğretme isteğini sürdürmen bana da iyimserlik aşılıyor. Bu vesileyle, sana bir kere daha teşekkür etmek istiyorum, bana kazandırdıkların için. Gestalt’ın ve seninle yaptığımız süpervizyonların en sevdiğim yanları örtüşüyor: Kişiye gücünü geri kazandırması (koşulların kurbanı görmeyerek) ve somut seçeneklere ışık tutması (contact still’lerini irdeleyerek)



Ümit Toka, 2009

………….........................................................​

 

Ruhunuzu üfleyerek yaptığınız çalışmalarınızın yarattığı enerji ve coşkuyu paylaşmış olmanızdan mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. “Gestalt” adının hepimizi kapsayan ve aşan bir enerji, bir coşku barındırdığından çok eminim. Demişsiniz… Bu görüşünüze yürekten katılıyorum. Sizinle; Gestalt’la tanıştığımdan bu yana gün geçtikçe arttığını çok belirgin bir biçimde hissettiğim farkındalık ve dolayısıyla dönüşüm ile yaşamımı daha doyumlu hale getirme yolunda kendimce oldukça yol aldığımın heyecanı ve coşkusuyla doluyum. Bunun için size çok şey borçlu olduğumu düşünüyorum.. Ayrıca o muhteşem paylaşım ortamını yarattığımız tüm “Gestalt Arkadaşlarıma” yürek dolusu teşekkürlerimi iletiyorum..



Kemal Yaşar Şahin, 2009

Copyright 2013 Hanna Nita Scherler